Mü'minin Ferasetinden Sakınınız. Çünkü O Allahın Nuru İle Bakar…

Teknoloji karşıtı biri olmama rağmen, Televizyona “Gavur icadı” demediğim halde Türkiye’deki televizyonculuk sektörü ve bu sektör üstünden yürütülen misyonerlik, uyuşturma, duyarsızlaştırma ve ciddiyetsizleştirme faaliyetlerinin başını çeken platformlardan olan Digiturk’ün insanımızı hafife alan reklam serisinin sonuncusu olan “kanal yetmezliği” hikayesi artık burama geldi. Türkiye insanını 10 lira ile 9.90 ı ayıramayacak kadar cahil, televizyonda dansözden başka bir şey izlemeyen, peynir satıcısının bile peynirle kıyas edip ağzının suyunun akması vs… gibi birton aşağılayıcı reklamın ardından da hödük gibi bir adamın uyuyormu yoksa uyuşturulmuşmu belli olmadan orada Türk vatandaşını temsil etmesi dayanılmaz geldi. Ve bukadar zengin olup her dakka her kanalda reklamın yayınlanması da ayrı bir buhran veriyor.
Birincisi bu Türkiye insanı eğer gerçekten böyle olmuşsa sizin sayenizdedir. TV artık evlerimizin baş köşesinde açmazsak olmaz olan şey olup kapatma düğmesini nadir kullandığımız bir alet olmuştur. Reklamda bunu vurgular zaten “Yemekten önce, yemekte, yemekten sonra”. Yani kapatmaaa! Zaten birkaç önceki reklamdaki “Ailecek evde oturuyorsanız” ifadesi de ince bir toplum tanımı içermekte. Gelişim değişim muasır medeniyetler seviyesi filan diyen yok. Ailecek oturun ve zaten Türkiye toplumu olarak oturuyorsunuz da” demek istemişti.
İkincisi de bu tarz reklamlara hala tepki vermediğimiz için aptalca beş para etmez senaryolarıyla ve aşağılayıcı üsluplarıyla bu reklamlar devam etmektedir, edecektir. Eğer varsa bu tür digital platform üyeliğimiz iptal ettirerek, etrafımızdakilerin almamasını sağlayarak ve her yerde dile getirerek tepkilerimizi belirtmeliyiz.
Bilim, üretim, ilim, eser üretir ve ihraç eder olmamız gerekirken –ki öyleydi ecdadımız bir zamanlar, şimdi hazır alıp alıp yiyoruz ve beynimizi ve aklımızı uyuşukluğun ve hazır, renklendirilmiş bilgi selinin önüne sabitliyor ve düşünmüyoruz gerisini. Sonumuz hayır ola…
Peki çözüm mü? Çözüm şu: Eşinizde ve sizde hatta çocuklarınızda KANAL FAZLALIĞI var. Zehirli kanallar kanınızı zehirlemiş. Evinizden o zehirli keneleri çıkarıp kanınızı (hayatınızı) değiştirmelisiniz. Kitap okuyarak acil müdahale yapmalısınız yoksa koca bir nesille beraber öleceksiniz. Ölsek iyi esaret altına bile girebiliriz. Allah korusun.
Merhaba,
Artık sitemdeki yayınıma günlük tarzı devam etmeye karar verdim. Kalıcı bazı bağlantılarımı da bu günlüğüme taşıdım. Yazılarım biryandan devam ederken, Galeri, Online Bilgisayar Sınavı gibi sabit bölümlerede ulaşabileceksiniz. Çok sık güncelleyemesemde faydalı bulduğum bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Günlüğümün özellikle tanıdıklarımla buluşma ve ailemde birleştirici bir unsur olmasını istiyorum.
Gürkan
Şubat 22nd, 2009 13:44
Saygıdeğer Hocam Gerçekten düşüncelerinize katılmamak elde değil.Ben kendi adıma ve öğrencilerimden ve velilerimden en azından kitap okuma alışkanlığı kazandırılmasıyla bu TV esaretinden kurtulabileceğini yaymaya başladım.Yol aldığımada inanıyorum.Bu yolda ki herkese başarılar dilerim.
mustafa delice
Şubat 24th, 2009 07:10
öğretmenim siz burada çokgüzel birşeye değindiniz.böyle şeyleri düşünenler olduğu için seviniyorum.öğretmenlik hayatınızda başarılar…
murat yıldız
Şubat 24th, 2009 11:52
değerli dostum, aziz insan.
büyük-küçük harf ayrımı yapmadan yazacağım için senin o güzel eleştirel bakışının altındaki koca yürekli büyüklüğüne sığınarak satırlarıma başlıyorum.
makalenin altı çizilecek birçok satırını defalarca okudum. bayıldım. difkirleirn kadar çarpıcı olan cümlelerin belli ki taa derinlerden, yürekten, beyinden geliyor.bunca aşağılayıcı tavra kesinlikle çok laf dememiş hatta az demişsin. sorunu teşhis ederken bir de çözüme yönelik fikirlerini açıkça belirtmen(Eğer varsa bu tür digital platform üyeliğimiz iptal ettirerek) çağdaş insanın yapması gereken en mantıklı hamleyi yapıyorsun. gel gör çevreye saygısı olmayan, insana , kendi vucuduna (beynine) tecavüz edilmesini zevkle, üstüne üstlük para ödeyerek mantığını her gün 12 saat kiraya veren insanlara ulaşmak, yüreklerinin teline dokunmak zor olacaktır. bunca çürümüşlüğün ayyuka çıktığı türkiyede kitap okumamanın cezasını biz çekmeyeceğiz, çocuklarımız çekecek. zira biz bu ülkeyi çocuklarımızdan ödünç aldık, nihayetinde de onlara iade edeceğiz.
çocuklarımızın geleceğine dönük bu nadide fikirlerinizi destekliyor, devamını heyecanla bekliyorum. kendine ve o güzel yüreğine iyi bak kekom:)
bilal kardeşin
Şubat 25th, 2009 15:31
ss.a hocam.senin yüzünden evde tv acamaz oldum ne zaman acacak olsam aklıma sen gelıyorsun.yaw tamam acmıcam bı daha yeterki rahat bırak arkadaşım…
allah razı olsun şuurunuzdan ve bilincinizden dolayı teşekkür ederim canım kardeşim.
Rıza İZAN
Şubat 27th, 2009 07:48
S.A.Kardeşim.Ne güzel yazmışsın eline,diline sağlık.Yararlı kullanmadığımızda ( müslümana yaraşır seçicilik ) Tv nin çağımızın tek gözlü DECCAL’ i olduğunun farkında değiliz.Saatlerimizi,günümüzü, ÖMRÜMÜZÜ bir hiç görüntüsüyle alıp gittiğinin malesef farkında değiliz.Rabbim insanımızı uyandır,özüne döndür.(Amin)