<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakan ATÇEKEN &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.hakanatceken.net/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakanatceken.net</link>
	<description>Mü&#039;minin Ferasetinden Sakınınız. Çünkü O Allahın Nuru İle Bakar...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Jul 2010 09:31:06 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Artık Twitter</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/07/01/artik-twitter/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/07/01/artik-twitter/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 07:22:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Twitter da da beni izleyebilirsiniz. Her ne kadar da çok yazamasamda fırsat buldukça paylaşımlarda bulunmayı düşünüyorum. twitterda &#8220;hakanatc&#8221; yim.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="twitter" src="http://a0.twimg.com/a/1277934004/images/twitter_logo_header.png" alt="" width="155" height="36" />Twitter da da beni izleyebilirsiniz. Her ne kadar da çok yazamasamda fırsat buldukça paylaşımlarda bulunmayı düşünüyorum. twitterda &#8220;hakanatc&#8221; yim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/07/01/artik-twitter/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karaman&#8217;lı Gazze yolcusu Mustafa SEKMEN yurda döndü.</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/06/04/karamanli-gazze-yolcusu-mustafa-sekmen-yurda-dondu/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/06/04/karamanli-gazze-yolcusu-mustafa-sekmen-yurda-dondu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 06:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Gazzeye yardım götüren gemide bulunan Karamanlı (hatta Kılbasanlı) yolculardan biri olan Mustafa SEKMEN yurda döndü. Kendisine selam ve Saygılarımı gönderiyorum.

Röportaj vidyosu için tıklayınız&#62;&#62;&#62;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gazzeye yardım götüren gemide bulunan Karamanlı (hatta Kılbasanlı) yolculardan biri olan Mustafa SEKMEN yurda döndü. Kendisine selam ve Saygılarımı gönderiyorum.</p>
<p><img class="alignnone" title="Mustafa SEKMEN" src="http://www.karamaninsesi.com/img/6NEDMXUa.jpg" alt="" width="401" height="294" /></p>
<p><a href="http://www.karamaninsesi.com/video/index.php?p=video&amp;id=109">Röportaj vidyosu için tıklayınız&gt;&gt;&gt;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/06/04/karamanli-gazze-yolcusu-mustafa-sekmen-yurda-dondu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elde var aşk &#8230;</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/03/25/elde-var-ask/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/03/25/elde-var-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 16:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Yüreğini siper et.  Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum”  deme sakın.
Göğsüne  yüreğinden başka muska takanlar  yorulurlar.
Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var  mı, ona bak.
Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata  dönüştüren bir iksirdir.

Acıya aşık olanların  “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğini siper et.  Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum”  deme sakın.</p>
<p>Göğsüne  yüreğinden başka muska takanlar  yorulurlar.</p>
<p>Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var  mı, ona bak.</p>
<p>Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata  dönüştüren bir iksirdir.</p>
<p><span id="more-70"></span></p>
<p>Acıya aşık olanların  “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar elinden gelmedir bu yâreyi  merhemleme…”  diyenlerin sırrı  burada yatmaktadır.</p>
<p>Bu sırrı bulanlardan  biri, sevdanın başöğretmeni öyle demiyor mu: “Ben hüzünlerin  Peygamberiyim.”</p>
<p>Aşk  varsa eğer, sen değil dağlar  sallansın.</p>
<p>Acıyı aşkla bal eylemeye bak. Sür merhem diye yürek yaralarına,  hayalinin ve umudunun kırık yerlerine, içinin Karacaahmed&#8217;e dönmüş  bölgelerine.</p>
<p>Aldırma hainlere, ihanetlere. Onlar acıyı aşka dönüştürmemiş  zavallılardır. Onlar, muhteşem acılara pespaye sevinçleri tercih eden aşk  sefilleridir.</p>
<p>Unutma, bin sevincin vermediğini bir acı verir. Acını, aşkın  santralinde bitimsiz bir enerjiye dönüştürmeye bak. Hatırla ki yürek yürek  nükleer güç merkezidir. Seven ve inanan bir yürekle hiçbir atom santrali boy  ölçüşemez.</p>
<p>Bil ki, umuttan söz ettiğin her dem aşktan söz ediyorsunuzdur.  Çünkü umut aşkın çocuğudur. Aşksız umut, plastik bebekler gibidir; oynar,  eskitir ve atarsın.</p>
<p>“Umudum  tükendi”  deme, doğrusunu itiraf et, aşkının tükendiğini…</p>
<p>Sahi, aşk tükenir mi? Evet,  eğer ölümlüden, ölümlüye ve ölümlü adına ise tükenir.</p>
<p>O,  aşk suretinde görünen tutkudur. Tutku tutuklar, aşk azad eder. Bir duygunun aşk  mı tutku mu olduğunu anlamak istersen, rengine bak.</p>
<p>Rengine bak, kara sevda mı, ak sevda  mı?</p>
<p>Sevdanın karası köleleştirir, akı özgür kılar. Özgür kılan aşka  muhabbet denir.</p>
<p>Muhabbet, yüreğe  düşmüş bir tohumdur; “her başka yüz dane veren yedi başak” gibi,  yediverendir o.</p>
<p>Muhabbet  insanın harcadıkça çoğalan tek sermayesidir. Herşey  harcadıkça tükenir, muhabbet asla. Muhabbet  müebbeddir.</p>
<p>Üzerine üzerine gelen karanlığın kara yüzlü, kara vicdanlı, kara  güçlerini, aşkın siperine sığınarak püskürtebilirsiniz. Onlar kaybettiler, onlar  nefretin eli kanlı temsilcileri… Sen kazandın, çünkü sen aşkın cephesinde yer  aldın, aşkın ve aşkının.</p>
<p>Hesabını yaparken tarihi unutma, coğrafyayı unutma. Acıyı unutma,  sancıyı unutma. Melekleri, Sakarya&#8217;yı, Nil&#8217;i, Tuna&#8217;yı, Fırat&#8217;ı, Dicle&#8217;yi unutma.</p>
<p>İstanbul&#8217;un, Kahire&#8217;nin, Bağdat&#8217;ın, Şam&#8217;ın Mekke&#8217;nin çocukları  olduğunu unutma. Senin kara, sarı beyaz kardeşlerin olduğunu, yüreğinin Asya,  Afrika, Afrika, Avrupa, Amerika taraflarının olduğunu unutma.</p>
<p>Fakat,  hesabını yaparken kesinlikle şöyle başlamalısın:</p>
<p>“Elde var  aşk”<br />
<span style="font-family: Arial;"><strong>09/04/2008</strong> </span><br />
MUSTAFA İSLAMOĞLU</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/03/25/elde-var-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MODERN EĞİTİMİN YANLIŞLARI VE YENİ BİR MODELİN ESASLARI</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/01/11/modern-egitimin-yanlislari-ve-yeni-bir-modelin-esaslari/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/01/11/modern-egitimin-yanlislari-ve-yeni-bir-modelin-esaslari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 19:51:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[I &#8211; Modern eğitimin esasa dair  yanlışları
1-      Modern eğitim,  değer değil fiyat esasına dayalıdır. Vücudu değil mevcudu öncelemektedir. Eşyanın mahiyetini atlayarak hüviyetine yoğunlaşmış, orada da  durmayıp işlevinde karar kılmıştır. Dolayısıyla eşyanın hakikatini bilmeye  ilişkin bir derdi yoktur.  Eşyanın  kullanımına göz dikmiştir. Oysaki yer, gök, toprak, su vd. “mevcud”u temsil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong>I &#8211; Modern eğitimin esasa dair  yanlışları</strong></p>
<p>1-      <strong><em>Modern eğitim,  değer değil fiyat esasına dayalıdır.</em></strong> Vücudu değil mevcudu öncelemektedir. Eşyanın <strong>mahiyetini</strong> atlayarak <strong>hüviyetine</strong> yoğunlaşmış, orada da  durmayıp işlevinde karar kılmıştır. Dolayısıyla eşyanın hakikatini bilmeye  ilişkin bir derdi yoktur.  Eşyanın  kullanımına göz dikmiştir. Oysaki yer, gök, toprak, su vd. “<strong>mevcud</strong>”u temsil ederler. Bunlar  arasındaki ortak nokta “<strong>vücud</strong>”dur.  Modern eğitim meyveyi nasıl taşlayacağımızı öğretiyor, ağacın bütün içindeki  anlamını merak bile etmiyor. Modern akıl mevcuda kilitlenip vücudu göremiyor.  Oysa ki formda ayrı ayrı, alakasız görünenler vücutta bir olur. Varlık,  yaratanına şahittir. Bu şahitlik eşyanın mevcudu ve hüviyeti üzerinden değil,  eşyanın vücudu ve mahiyeti üzerinden kavranabilir.</p>
<p><span id="more-66"></span></p>
<p>2-      <strong><em>Tek  dünyalıdır.</em></strong> Bilgiye sahipsiz bir şey  muamelesi yapar. Bunun için de bilginin çalınabilecek bir şey olduğunu düşünür.  Bilgiyi saklamayı mubah görmesinin sebebi de budur. Modernler bilginin “<strong>hayrına</strong>” değil, “<strong>yararına</strong>” ve “<strong>hazzına</strong>” taliptirler. Bilgi de onlara  hayır değil yarar ve haz vermektedir. <strong>İnsanlık tarihi boyunca bilgi hiç bu kadar  depolanmadı, ama bu kadar bereketsiz olduğu bir zaman da  yaşanmadı.</strong></p>
<p>3-      <strong><em>İlim ile âlimin  arasını ayırmıştır.</em></strong> Bu ayrım bilgiyi  ahlaktan mahrum etmiştir. Ahlaksız bilginin artışı erdem artışını getirmemiş,  “öğretilmiş vahşi” (el-muallemu’l-vahş) çıkarmıştır. Bilen ile bilinenin  arasındaki bağın kopması sadece bilgiyi ahlaktan (yani hayattan) mahrum  bırakmamış, talebeyi de üstattan mahrum bırakmıştır. Zira bilgiye ambardan  aşırılacak darı muamelesi yapılmıştır.</p>
<p>4-      <strong><em>Bilgi  dünyevileşmiştir.</em></strong> Böylece bilginin  aşkınla, yani Allah’la bağı koparılmıştır. Bilgi edinmek bir ‘iş’ ve ‘meslek’  haline gelmiştir. Oysa, Allah’la bağlantısı kurulan bir bilgiyi elde etmek  ibadettir. Bunun sonucunda bilgisi artanın erdemi, vicdanı, sabrı, ahlakı,  sorumluluk bilinci artmamakta, tersine azalmaktadır.</p>
<p>5-      <strong><em>Değersizleştiricidir.</em></strong> Varlık kategorilerini izah ederken her üst kategoriyi alt  kategoriye nisbetle açıklamaya çalışır. Mesela lahana büyüyen taş, köpek  havlayan lahana, insan konuşan hayvandır. Bu da insanın eşrefiyyetini yok ederek  istatistik bir varlığa indirgenmesine yol açar. Bu pozitivizmin ve materyalizmin  bilginin başına ördüğü çoraptır. Marx, Freud ve Darwin birer indirgeme  operatörüdür. İlki insanlık tarihini maddeye, ikincisi insan psikolojisini  şehvet güdüsüne (libido), üçüncüsü insan adlı şerefli varlığı maymuna  indirgemiştir.</p>
<p>6-      <strong><em>İnsanı her şeyin  ölçüsü olarak gören bir hümanizme dayanır.</em></strong> İnsanı her şeyin ölçüsü ilan etmek, aslında hiçbir şeyin  ölçüsünün olmadığını söylemekle eşdeğerdir. Zira bu, insanın beşeri arzu,  şehvet, içgüdü ve benliğini putlaştırmak, tanrılaştırmaktır. İnsana yapılacak en  büyük kötülük ona Tanrılık yakıştırmaktır. Bu insanı asla Tanrı yapmaz, fakat  kesinlikle insanlıktan çıkarır.</p>
<p>7-      <strong><em>Bilgi ahlakından  yoksundur.</em></strong> Eski Yunan’da ateşi  tanrılardan çalan Prometheus efsanesi, Pavlusyen Hıristiyanlık tarafından  Âdem’in cennetten kovuluşuna uyarlanmıştır. İnsanoğlu bilgiyi tanrıdan  aşırabiliyorsa, eşyadan ve tabiattan zorla ve işkence ederek almasında ne beis  olabilir? Bu yamuk tasavvur, bilgiyi insanın Tanrı’ya karşı rekabet ve  “özgürleşme/bağımsızlaşma” aracı olarak görmesi sonucunu doğurmuştur. Bugün  dünyayı tabii felaketlerin eşiğine getiren sebepler zincirinin arkasında yatan  tasavvur budur.</p>
<p>8-      <strong><em>Rekabetçi ve  yarışmacıdır.</em></strong> “Ben çaldım, sen de git  çal” mantığı hâkimdir. Rekabetçilik giderek aracı bilgi olan bir savaşa  dönüşmüştür. Bilgi bu savaşın silahları, bilginler bu savaşın  tezgahlayıcılarıdır. “Bilgi toplumu” adı altında kutsanan rekabettir. Rekabet  ile hasımlık arasındaki hassas çizgi her an ihlal edilmeye  hazırdır.</p>
<p>9-      <strong><em>Tekelcidir.</em></strong> Bilenin ahlakı bilgisine paralel artmadığı için, bilen bilgiyi tanrılaşmak için  kullanır. Böylece bilgi masum bir “bilgi” olmaktan çıkıp dogma haline gelmekte,  bilim dinine dönüşmektedir. Bu yönelişin tipik örneklerinden biri “Bilim Dini”  diye bir din icat eden Auguste Comt’tur. O, <strong><em>Pozitivizm Dini</em></strong> adlı eserinde bilimi  temsilen 23 yaşındaki genç bir kıza tapınmayı önerecek kadar kendinden geçmişti.</p>
<p>10-  <strong><em>Bölücüdür.</em></strong> Okula,  ekole dayanır. Bizse camiye dayanırız. Okul, bir fikrin diğerlerine karşı  savunulduğu mekân, toplum, tarz ve usuldür. Cami ise toplayandır.</p>
<p>11-  <strong><em>Hayatı  kompartımanlara ayırır.</em></strong> Oysa bizde  hayat ırmak gibidir. Bir su ancak denize katılarak sadık kalır, yatağına dönerek  değil. Batı’da bebeklik, çocukluk, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık hepsi ayrı  kompartımanlardır, materyalleri de ayrıdır. Bizde bu bir bütündür. Bu yüzden  batıda tecrübe sıfırlanmıştır. Hep gençliğe oynar. Çünkü istismarcıdır. Bilgi ve  okul manipüle etmek için kullanılır. Çünkü kişinin nefsine yenilmeye en  elverişli olduğu dönem gençliktir. Eğitmek için değil, azgınlaştırmak ve  ticarete elverişli hale getirmek için gencin bedenini ve beşer yönünü istismar  eder.</p>
<p>12-  <strong><em>Siyasi istismara  açıktır.</em></strong> Batı bin pareye bölünmüş  kendi bünyesini okulla birleştirip bütünleştirirken, doğuyu okulla paramparça  edip dağıtmıştır. Ortaçağda bizdeki her bir siyasi birime karşılık onların iki  yüz birimi vardı. 200 yıl sonra durum tersine döndü. Okulun siyasi istismar için  kullanılışına Beyrut Amerikan Üniversitesi tarihi tipik bir örnektir. Yine  1870-1900 arasında Anadolu’yu bıtırak gibi kaplayan ve toplam sayısı 435’i bulan  <strong>Anadolu’daki Amerikan Misyoner  Okulları</strong> (American Board of Comissioners for Foreign Mission) bunun  ibretamiz örneğidir.</p>
<p>13-  <strong><em>Tektipleştiricidir</em></strong>. Ulus devlete hizmet ettiği için farklılıkları tehdit  olarak görür, zekâları eşitlemeye çalışır. Her bir insanın biricik ve  orijinalliği üzerine değil, farklılıkların tektipleştirilmesi düşüncesine  dayanır. Sonuçta okullar, korkunç bir zekâ israfına yol açar ve entelektüel  soykırım arenasına dönüşür.</p>
<p>14-  <strong><em>Bilmişlik  durumunu yaşanmışlık durumuna önceler.</em></strong> Anneliğin bilgisini anneliğin kendisine, erdemin bilgisine erdemli olmaya,  hikmetin bilgisini hikmetli davranmaya önceler.</p>
<p>15-  <strong><em>Bireyleştirici ve  başarı odaklıdır.</em></strong> Bu sistemde bireyin  bilgisi artıkça bencilliği de artar. Bilgi erdemi değil, egoyu büyütür. Ve bilgi  bir tahakküm aracına dönüşür. Başarı odaklı eğitim, “kazan da nasıl kazanırsan  kazan” düşüncesini meşrulaştırır. Başarı tapınılan bir put haline geldiği için,  kimse elde edilen başarının ödenen maliyeti karşılayıp karşılamadığını  hesaplamaya yanaşmaz. Bu ise bir başarı için bin iyiliğin feda edilmesine zemin  hazırlar.</p>
<p>16-  <strong><em>Görsel ve  görselleştiricidir. </em></strong>Görünürlük her  şeyin önündedir. Bir şeyin nasıl olduğundan çok nasıl göründüğüne odaklanır. İyi  görünmek iyi olmaya öncelenir. Sonuçta bu sestim manevi duyuları yok saymış,  maddi duyuları da göze indirgemiştir. Bu, gözümüzü açmamış, aksine gözü bozmuş,  kulağı da bitirmiştir. Modern eğitim dinlemeyi işbu sayede unutturmuş, böylece  sözün değeri de düşmüştür. Sözden boşalan yeri güç ile doldurmaya yeltenmiştir.  Bunun en vahim sonucu kulağın bitiyor oluşudur.</p>
<p>17-  <strong><em>Kalpsizdir.</em></strong> Sonuçta, kalpsiz akletmeye kalkıştığı için sadece akılcı olabilmiştir.  Muhatabını önce bilgiç’e, sonra kendini bilmeze  dönüştürmüştür.</p>
<p>18-  <strong><em>Tanıyıcı değil  tanımlayıcıdır.</em></strong> Tanımak için, merak  gerekir. Tanımak için, farklılığın peşinen kabulü gerekir. Farklılığı peşinen  kabul etmeyen bir tasavvur tanımak yerine tanımlamaya kalkışacaktır. Tanımlayan  kendini özne görüp karşısındakini nesneleştirir. Bu durumda diyalog zayıflar,  tanımlayanın tanımlanana üstünlüğü gündeme gelir.</p>
<p align="center"><strong>ıı – yeni bir eğitim modelinin  üzerinde yükseleceği esaslar*</strong></p>
<p>1.       <strong><em>Değer odaklı  olmalıdır, fiyat odaklı değil</em></strong><em>.</em> Bunun için de bilginin sadece “bilişsel” (kognitif) veya  “inşa edici (konstrüktif) yanını değil, ontolojik olduğunu itiraf etmelidir.  Unutulmamalı ki vücut mevcuttan önce gelir.</p>
<p>2.       <strong><em>Çift dünyalı  olmalıdır</em></strong><em>.</em> Bilgiye ambardan  aşırılacak darı muamelesi yapmak yerine hesabı sorulacak/verilecek bir emanet  olarak bakmalıdır. Böyle bir paradigma bilgi stokçuluğunu ve hırsızlığını mubah  göremez.</p>
<p>3.       <strong><em>Bilgi, bilinen ve  bilenin/Alim, malum ve talibin arası açılmamalıdır.</em></strong> Bilgi elde etme sadece öğretime indirgenmez, eğitim ayağı  da en az öğretim ayağı kadar önemsenir.</p>
<p>4.       <strong><em>Merhamet ve  şefkat temelinde yükselmelidir.</em></strong> Tıpkı  Rahman suresinin girişinde işaret buyurulduğu gibi temeli şefkat, merhamet ve  muhabbete dayanmalıdır.</p>
<p>5.       <strong><em>İlmin el-Alim  tarafından bahşedilmiş bir emanet olduğu unutulmamalıdır.</em></strong> İlmin bir mevhibe-i ilahiye oluşunu peşinen kabul  etmelidir. Talimu’l-Esma bunu ifade eder.</p>
<p>6.       <strong><em>İnsanlığın  değişmez değerlerinden neş’et etmelidir.</em></strong> Fiyatları değil değerleri artırmayı hedeflemelidir. Bilgi  ölçme ve değerlendirme sadece “rakamlara”, sınav sadece “test”e indirgenmemeli,  bilginin sahibine yüklediği ahlak, erdem ve sorumluluk bilinci ölçme ve  değerlendirmede ilk sırayı almalıdır.</p>
<p><strong><em>7. </em></strong><strong><em>İnsanı tanrıyla  savaşan bir “hırsız” olarak değil “şeref” ve keramet” sahibi bir şaheser olarak  tanımlamalıdır. </em></strong></p>
<p>8.       <strong><em>Ahlaktan bilgiye  doğru bir seyir izlemelidir</em></strong><em>.</em> Bilgiyi ne sebep ne sonuç, sadece “iyi, doğru, hak ve  güzel” olanı bulmak için elverişli bir “araç” bilmelidir.</p>
<p>9.       <strong><em>Paylaşımcı  olmalıdır</em></strong><em>.</em> Zira bilgi bir  emanettir her emanet gibi hesabı sorulacaktır. Bilginin de zekatı ve sadakası  vardır.</p>
<p>10.   <strong><em>Parçalayıcı değil  bütünleştirici (cami) olmalıdır.</em></strong> Ötekini tanımlayıcı değil tanıyıcı olmalıdır. Hem her şeyin her şeyle  bağlantısını, hem sebeplerle sonuçlar arasındaki bağlantıyı, hem var edenle  varlık arasındaki bağlantıyı öğretmeyi hedeflemelidir.</p>
<p>11.   <strong><em>Bilgi bir ibadet  olarak kabul edilmelidir</em></strong><em>.</em> Hiçbir örgütlü gücün ideolojik aygıtı olarak  kullanılmasına izin verilmemelidir. Eğitimin en yüksek amacı hakikati bilmek  olmalıdır.</p>
<p>12.   <strong><em>Her insan tekinin  benzersizliğini peşinen kabullenmelidir.</em></strong> Birey değil şahsiyet odaklı olmalıdır. Farklı zekalara,  mizaçlara, yeteneklere saygı göstermelidir. Bunun için de fıtratı tahrip eden,  yeteneği körelten, mizacı yok sayan her türlü müdahaleden uzak durmalıdır.  Varolan yeteneği olgunlaştırma, eğitme, kışkırtma ve tekamül ettirmeyi  amaçlamalıdır.</p>
<p><em>13. </em><strong><em>Tecrübeye  bilginin en değerli katmanı olarak saygı duymalıdır</em></strong><em>.</em><strong> </strong>Geçmişin usulünü almalı ve geleceğe  uzanmalıdır. Önceki nesillerin tecrübesinden bağımsız bir eğitim ne kadar  yanlışsa, tamamen eskinin kalıplarına mahkum olmak da o kadar yanlıştır. Bugünü  anlamak için dünden yola çıkmalı, mazi-Hal ve istikbali birlikte  kucaklamalıdır.<em></em></p>
<p>14.   <strong><em>Dinlemeye dayalı  olmalıdır</em></strong><em>.</em> Kulağı en az göz  kadar kullanan, sözü ait olduğu müstesna yere koyan bir model  olmalıdır.</p>
<p>15.   <strong><em>Öğrenen</em></strong><em>-<strong>öğreten</strong> <strong>ilişkisine dayalı  olmalıdır.</strong></em> Kitabı bile hocadan  okumalıdır. Öğreten yılların birikimi olan bilgi ve tecrübe evreni içerisinde  öğrenciyi eğitir. Bakış, duyuş ve algı biçimini/yöntemini öğrenciye yaşatarak  öğretir.</p>
<p>16.   <strong><em>Özgürlükçü ve hür  düşünceye dayanmalıdır. </em></strong>Özgürlüğün  olmadığı yerde ilim ve fikir hareketi olmaz. Özgür irade kullanılamaz ise  şahsiyet de gelişmez. Dolayısıyla her ilim talibi için ahlak ve saygı zemininde  sınırlama olmadan irade beyanı kaçınılmazdır. Aksi durumda, düşünemeyen ve  üretemeyen insan tipine mahkum olunur.</p>
<p>17.   <strong><em>Süreklilik esas  olmalıdır.</em> </strong>Her disiplin zamanla tekamül ederek gelişir. Usule bağlı  kalınarak zamanın ruhuna ve yeni ihtiyaçlara göre eğitimin, ilmi ve fikri  üretimi sürgit devam eder. Yeni imkan ve sorunları dikkate alarak kendisini  yeniler.</p>
<p>18.   <strong><em>Zamanın meşru  olan tüm yöntemlerini kullanmalıdır</em></strong><em>.</em> Gelişmeler karşısında savunmacı ve içe kapanarak geri  çekilme yerine, aktif ve aksiyoner bir tutumu esas almalıdır. Yeni icad edilen  iletişim araçlarından da gerekli ölçüde yararlanmayı  bilmelidir.</p>
<p>*Yayınlanmadan önce  sunumu yapılan bu metnin olgunlaşmasındaki katkılarından dolayı sevgili Adnan  İnanç kardeşime teşekkür ederim.</p>
<p>Mustafa İslamoğlu <span style="font-size: 9pt; font-family: Tahoma;"><span style="font-size: 9pt; font-weight: 700; font-style: italic; font-family: Arial;"><strong>03/10/2009 &#8211; 09:56</strong></span></span></p>
<p>http://www.mustafaislamoglu.com/yazidetay.php?Yazi_id=1963&amp;yazar=28</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/01/11/modern-egitimin-yanlislari-ve-yeni-bir-modelin-esaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah insanı adam yerine koyuyor da kullara ne oluyor?</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/09/05/allah-insani-adam-yerine-koyuyor-da-kullara-ne-oluyor/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/09/05/allah-insani-adam-yerine-koyuyor-da-kullara-ne-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 09:28:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[Allah insanı adam yerine koyuyor da kullara ne oluyor?
Fatih daha yirmi bir yaşında bir delikanlı iken, çağ açıp çağ kapatmayı, İstanbul’u fethetmeyi, gemileri karadan yürütmeyi nasıl başardı?
Bir eğitimci olarak bu sorunun cevabını çok düşündüm. Bu kadar genç yaşta bu kadar büyük başarılar elde etmeyi nasıl başardı Sultan Fatih? Anne babası ve hocaları onu bu kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah insanı adam yerine koyuyor da kullara ne oluyor?</p>
<p>Fatih daha yirmi bir yaşında bir delikanlı iken, çağ açıp çağ kapatmayı, İstanbul’u fethetmeyi, gemileri karadan yürütmeyi nasıl başardı?</p>
<p>Bir eğitimci olarak bu sorunun cevabını çok düşündüm. Bu kadar genç yaşta bu kadar büyük başarılar elde etmeyi nasıl başardı Sultan Fatih? Anne babası ve hocaları onu bu kadar iyi yetiştirmeyi nasıl başardı? Ellerinde sihirli bir değnek mi vardı?</p>
<p>Yirmili yaşlardaki gençlerimizi (gençliğimizi) düşünüyorum. Bu yaşlardaki gençlerimiz ya Üniversiteye hazırlanıyorlar, ya askerde oluyorlar, ya da üniversitede okuyorlar. Bir kısmı da askerliği tecil etmek için veya okumayı dışardan da olsa sürdürebilmek için açık öğretim fakültesinde okuyorlar.</p>
<p>Sorun gençlerin mayasında mı yoksa onları yetiştirmek gibi büyük bir sorumluluğu olan biz büyükler de mi?</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed’in hayatını okurken en çok dikkatimi çeken olaylardan bir tanesi de, babası tarafından daha on dört yaşında tahta oturtulmasıdır. Daha çocuk yaşta bir insanı niçin tahta geçirirler? Koca devleti bir çocuğun omuzlarına yüklemek çok anlamsız geliyor ilk bakışta.</p>
<p>Evladına, daha on dört yaşında olduğu halde, “bir devleti yönetebilecek kadar iyi yetiştin sen!” mesajını veren bir babanın oğlunun, çağ açıp çağ kapatabilmesine şaşırmamak lazım.</p>
<p>İyi yetişmiş bir evlat ve padişah olduğunun en büyük ispatlarından birisi de, babasını tahtın başına çağırırken kullandığı cümledir. “Eğer ben padişahsam, emrediyorum! Ordunun başına geç! Eğer sen padişahsan, zaten görevin bu! Ordunun başına geç!”</p>
<p>Benim derdim, zaten tüm dünyanın hayran olduğu, Peygamber müjdesine mazhar olmuş bir padişahın hayatından kesitler sunmak değil.<br />
Biz yetişkinler gençlerimizi ne kadar adam yerine koyuyoruz?<br />
Bu ülkede kaç tane baba, yeni bir yatırım yaparken on dört yaşında oğlunun fikrini alarak onu adam yerine koyar?<br />
Bu ülkede kaç tane anne, evine yeni bir eşya alırken daha on dört yaşında olan kızının fikrini alarak onu adam yerine koyar?<br />
Bu ülkede kaç tane öğretmen, daha liseye başlamamış öğrencilere kendilerinin artık yetişkin bir birey olduğu bilincini vermemiz gerektiğinin bilincindedir?<br />
Bu ülkede kaç tane eğitimci bu gerçeklerin farkında olmanın yetmediğini, bu gerçekleri sadece öğrenciye anlatmanın da sorunları çözmediğini, anne ve babalara da bu gerçekleri anlatmak zorunda olduğumuzu düşünür?</p>
<p>Tayların yetişmesi<br />
Çocukluğu ve gençliği köyde geçmiş biri değilim. Sadece yazları birkaç haftalığına köyde kalırdık. Ancak köylerde tayları nasıl yetiştirdiklerini, tavukların civcivlerini yanlarından niçin uzaklaştırdıklarını rahmetli dedemden dinlemiştim.<br />
Bir eğitimci olunca da geçmişteki hatırlarınızın büyük bir kısmı “eğitime bakışınızı” yönlendiriyor.<br />
Hala annesinin peşinde gezen tayların, birkaç aylık olduktan sonra, sahibi tarafından sırtına boş bir sepet asılır. Yük taşımaya alışmaları için her hafta sepetin içine biraz daha ağır yük konur. Hiçbir yük olmasa dahi haftada bir sepetlerin içine birer taş daha atılarak tayın yükü artırılır. Tay’ın sahibi bilir ki hiç yük taşıtmadan büyütülen taylar at olunca da tay gibi güçsüz kalır.<br />
Yirmi yaşını geçtiği halde hala çocuk gibi davranan gençlerin anne ve babalarının (sahiplerinin) yapmış olduğu en büyük hatalardan birisi de budur.</p>
<p>Civciv tavuk olmaya başladığını anlamalı.<br />
Evlatlarını koruma konusunda tüm canlılar fedakarlık yaparlar. Ancak çok bilinenlerden bir tanesi de tavukların civcivlerini koruma mücadelesidir. “Korkak tavuk!” gibi korkaklıkla anılma sıfatını üzerinde taşıyan( ,) dünyanın en korkak varlıklarından kabul edilen tavuk bile, etrafında civcivleri varken aslan kesilir. Kimse kendisine ve civcivlerine yaklaşamaz.<br />
Evlatlarını, yani civcivlerini bu kadar çok seviyor olmasına rağmen, civcivler biraz büyünce anne tavuk tarafından yanlarından uzaklaştırılır. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrensinler diye anne tavuk civcivlerini kanatlarıyla yanından uzaklaştırmaya başlar.<br />
Anne tavuk bunu yapmamış olsa, tavuk kadar boyu olmasına rağmen, civciv gibi davranan tavuklar yetiştirmiş olur.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Bir genci ne zaman adam yerine koymak lazım?<br />
Bu sorunun cevabını bir eğitimci olarak benim, ya da bir psikologun vermesine itiraz edebilirsiniz. Ancak bu sorunun cevabını Allah (c.c) verirse herkes susmak zorundadır.<br />
Soruyu, “Allah insanı ne zaman adam yerine koyuyor?” şeklinde sormakta fayda var. Cevabı çok basit… “Buluğ çağı” veya “Ergenlik dönemi” dediğimiz dönemden itibaren Allah insanı mükellef yapıyor, yani adam yerine koyuyor.</p>
<p>Ne garip değil mi?<br />
Allah insanı adam yerine koyuyor da anne babası yada öğretmeni adam yerine koymuyor.<br />
Bizim adam yerine koymadığımız evladımızı başkaları niçin adam yerine koysun?<br />
Bizim adam yerine koymadığımız öğrencilerimizi başkaları niçin adam yerine koysun?<br />
Bizim adam yerine koymadığımız gençlerimizi başkaları niçin adam yerine koysun?</p>
<p>Alıntı :<br />
Sait ÇAMLICA<br />
Eğitimci – Yazar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/09/05/allah-insani-adam-yerine-koyuyor-da-kullara-ne-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigarayı Bırakmanın Tam Zamanı: Ramazan</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/08/25/sigarayi-birakmanin-tam-zamani-ramazan/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/08/25/sigarayi-birakmanin-tam-zamani-ramazan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 12:22:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazdıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[ 


Hepimiz için farklı anlamlar ifade eden Ramazan-ı Şerif ayına birkez daha kavuşmak nasip oldu. Öyle ki Allah-ü Tealanın bizlere bizler için ikram ettiği Oruç nimeti var bu ayda. Oruç neden var? Neden başka bir ay değil de Ramazan’da tutuluyor? Oruç tutunca ne kazanıyoruz? Aç kalmak susuz kalmak neyin çaresi olsa gerek? Gibi aklımızı zihnimizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>TR</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val=" " /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"   DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"   LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <!--[if gte mso 10]><br />
<mce:style><!   /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif";} --></p>
<p><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal"><img class="alignnone" title="Sigara" src="http://www.sigarator.biz/wp-content/uploads/2009/08/sigara1-300x256.jpg" alt="" width="422" height="360" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Hepimiz için farklı anlamlar ifade eden Ramazan-ı Şerif ayına birkez daha kavuşmak nasip oldu. Öyle ki Allah-ü Tealanın bizlere bizler için ikram ettiği Oruç nimeti var bu ayda. Oruç neden var? Neden başka bir ay değil de Ramazan’da tutuluyor? Oruç tutunca ne kazanıyoruz? Aç kalmak susuz kalmak neyin çaresi olsa gerek? Gibi aklımızı zihnimizi terleterek sormamız gereken bu sorulara cevap bulmak bizi olayın manasına daha da yaklaştıracaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Ramazan ayının öncelikle Kuran’ın doğum ayı olmasına dikkat çekmek gerekir. Ramazan’ı Ramazan yapan da bu özelliğidir. Peki aynı aya orucu veren Rabbimizin muradı nedir? </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Mü’min biri için özgürlüğü tanımlamak batı kültüründekinden çok farklıdır. Batı yiyebildiği gezebildiği tüm sınırsızlıklara özgürlük adını vermiştir. Bizde ise tam tersidir. Nefsin bedenin her isteği bizi biraz daha köleleştirmektedir. Öyle ki nefsinin arzularını en az karşılayan kimse o derece fazla özgürleşmiş demektir. Çünkü insan diğer yaratılmışlardan farklı olarak düşünme eylemi gerçekleştirmek zorunda olup bu eylemi akleden bir kalp ile tefekkür ederek ve olayları çok boyutlu değerlendirerek yapabilmektedir. Sınırsız yemek ve içmek, çok uyumak vs.. gibi nefsani istekler bu aklın örtülmesinde son derece etkilidir. İnsan aklını ve kalbini kullanamaz hale geldiğinde ise hayvanlardan farksızlaşmaya ve sadece yeme içme dinlenme döngüsüyle (ne kadar da yaşamak densede) yaşamaya devam etmektedir. Amacına uygun kullanılmamış olan bu tip insan ise dünyaya yük olmaktan kendine ve insanlara zulüm etme kervanına katılmaktan kaçamaz. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Gelelim özgürlüğümüzü bir pranga gibi engelleyen, elimizin kelepçesi, irademizin zayıf yönünü çok seven, biyolojimizi alt üst eden, nefsimizin aşığı, şeytanın elimize verdiği cihazı olan konu başlığımız <em>sigara</em>’ya.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><span id="more-43"></span><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Aşağı yukarı 15 saat gibi bir süreyi oruçlu geçirmemiz günlük hayatta çok zor yapabileceğimiz perhizlerin yapılabileceği muhteşem bir fırsat. Hafif yada ileri derece herhangi bir sigara bağımlısına 15 saat içme deseniz durduramazsınız. Ama Oruç durduruyor. Tam bu noktada sigara köleliğinden kurtulmak isteyen bir bağımlı kardeşim, “Beni ben durduramıyorum ama Oruç durdurdu, Bende birazcık destek olursam bu işten kurtulurum” demesi, bir adımda kendi atması sayesinde özgürlük yolunda ilerlemeye başlamış demektir. <a href="http://www.sigaraninzararlari.org/">Sigaranın zararlarını</a> anlatmaya kalmayacağım şimdi ki herkes gayet iyi biliyor. Fakat birçoğumuzun bilmediği bir gerçek var. Vücudumuzun yalanları.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Düşündüğümüz her şeyin bizim kendi irademizle gerçekleştiğine, içinde bulunduğumuz ruh hali ve duygunun kendi kendimizin yaptığına inanıyorsak bir noktada yanılmış oluruz. Vücut insana yalan söyler mi? Söyler efendim. Nasıl mı? </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Hormonal denge insanın duygu ve düşünce yapısını etkileyen birinci unsur. Örneğin Kortizon tedavisi gören insanlarda uykuya geçişteki agresiflik ve öfkeden söz edilir. Normalde okadar öfkeli olmayan birinin sizi öldürecek gibi kızdığını görebilirsiniz. Hormon dengesi bozulmuşsa duygu ve düşüncelerde normal değildir. Haline kendi de inanmaya başlamıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Mesela “limon” kelimesini duyunca insanın tükrük salgı bezleri çalışır. İlk bakışta ses dalgasının tükrük sıvısına nasıl dönüştüğüne inanamazsınız fakat limon dedikçe tükrük artar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Bütün bunlar bize şunu verir. Beynimiz ne sinyali üretirse onu gerçek zannederiz. Sigara içen bir vücutta nikotinin sonucu olarak dengeleri sağlamak için o nesneyi isteyecek ve beyne sinyal gönderecektir. Beyinde bunu gerçek bir duygu gibi ruhumuza yansıtacaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Sigara içen birinin kendine söylediği yalanlara bakacak olursak;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><span>-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;"> </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">(Sahurda) Akşama kadar içemiyeceğim, 15 saat. Kesin içmem lazım çok rahatsız eder.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><span>-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;"> </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Birtane belki yetmez iki üç tane içeyim zaten gün içinde içmeyeceğim daha rahat geçsin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><span>-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;"> </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">(iftarda) Okadar gün sabrettik birtane hak ettik.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><span>-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;"> </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">İçmezsem çok baş ağrısı çekerim. Değmez şimdi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><span>-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;"> </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Zaten ramazanda çok azalttım. Bir akşam bir sabah bari dokunmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Gibi vs.. birçok<span> </span>bahanelerle bırakmak istemez insan. Halbuki biyolojik yalanlarına kendi irade ve aklıyla destek olmuştur. Velhasıl özgür aklı beden sinyallerinin kölesi olmuştur. Ve mutludur. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><strong>NEDEN RAHATLARIZ?.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">İftarda içilen bir sigara bizi neden rahatlatır? Yada gündüz içilmeyen sigara neden rahatsız eder? S</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">igara insülin direncini arttırır, kan şekerini yükseltir</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">. Yani yediğimiz her şekerin vücudumuzu şekere boğup zehirlememesi için insülin hormonu salgılanıp şeker yok edilir. Sigara içenlerde salgılanan insülinin şekere dur diyeceği eşik değişir ve gerektiği zaman dur demez ve kan şekeri yükselir. Titreme, başa çöken koca bir ağrı gibi sonuçlarla bu durum dışa vurur. Tabi bunun dışında tıbben çok fazla hadise olur ki benim anlatmaya pek ilmimde yok. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Peki bırakırsak ne kaybederiz, neler çekeriz?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Nikotin eksikliği sebebiyle şu durumlar görülebilir:</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
Depresyon, sinir bozukluğu, kızgınlık, hassasiyet, uyuma güçlüğü, konsantrasyon bozukluğu, başağrısı, yorgunluk, iştah artışı. Bu durumlar kişiyi yeniden sigaraya başlamaya sevkeder, çünkü nikotin seviyesi eski düzeye çıkınca durum kaybolur. Bu sonuçlar son sigaranızdan sonra <strong>48 ila 72 </strong>Saat içerisinde <strong>doruğa</strong> çıkacaktır. Daha sonra azalarak birkaç Gün ila birkaç hafta sürebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">SONUÇ OLARAK;</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Bu Ramazan’ı bir fırsat bilip bir plan dahilinde şu sigaradan vazgeçebilir, kendinize Allah’ın emri olan orucun da desteğiyle bir iyilik yapabilirsiniz. Yapmanız gereken dünyaya bu ihtiyaçla doğmadığınızı hatırlayıp vücudunuzun yalancı sinyallerine aldırmadan özellikle 24-72 saatinizi çevrenizdekilerden de destek vermelerini isteyerek kazasız belasız atlatmak ve en geç 10-15 gün içinde de rahatladığınızı görerek keyfini çıkarmanız olacaktır. Bu isteğimiz geldiğinde ise kuruyemiş gibi elimizi boş bırakmayacak yiyecekler tercih edebilir aynı zamanda da kan şekeri dengemizi koruyabiliriz. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Kendinizi yaşınız ne olursa olsun bir onkoloji servisinde ağzınıza lokma koymaksızın, perişan olmuş, içiniz dışınıza çıkmış ve bilmem ne kanserinden dolayı ölümü bekler halde bulmak, birkaç günlük sıkıntıdan daha iyi değildir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><em>(Onkoloji servislerini merak edenler bulunduğu ile en yakın hastaneye gidip; genciyle yaşlısıyla hasta dolu olduğunu görebilirler.)</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"><em><br />
</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Allah insana verdiği akıl ve iradeyle en büyük imkan ve yardımı peşin vermiştir fakat yinede Allah yardımcınız olsun.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/08/25/sigarayi-birakmanin-tam-zamani-ramazan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müminin ferasetinden niçin korkulur?</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/04/08/muminin-ferasetinden-nicin-korkulur/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/04/08/muminin-ferasetinden-nicin-korkulur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 07:57:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Feraset]]></category>
		<category><![CDATA[Firaset]]></category>
		<category><![CDATA[Müminin feraseti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Feraset, mü’minlere Allah’ın bir lutfudur. Ama nasıl mü’minlere? Hakk’ın yoluna gönül koymuş, haramlara gönlünü kapamış, hayatına ve hizmetine Hak rızasını koymuş gönül erlerine. Onları aldatmak pek zordur.
Düşünce ve tasavvurda zenginlik, muhakemede tutarlılık, varlığın perde arkasına muttali olma ve basiretli davranma diyebileceğimiz feraset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucub gibi manevî hastalıklardan temizleyip, imân, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Feraset, mü’minlere Allah’ın bir lutfudur. Ama nasıl mü’minlere? Hakk’ın yoluna gönül koymuş, haramlara gönlünü kapamış, hayatına ve hizmetine Hak rızasını koymuş gönül erlerine. Onları aldatmak pek zordur.</p>
<p>Düşünce ve tasavvurda zenginlik, muhakemede tutarlılık, varlığın perde arkasına muttali olma ve basiretli davranma diyebileceğimiz feraset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucub gibi manevî hastalıklardan temizleyip, imân, marifet, muhabbet ve aşk u şevkle bezemesi sayesinde Allah’ın, onun içine attığı öyle bir nurdur ki, ona mazhar olan fert, ferdîleşir, duyuş ve sezişleriyle derinleşir; hatta başkalarının gönüllerindeki sırlara aşina olup, simaların arkasındaki gerçekleri görebilir.. ve tabiî, eşyanın perde arkasına uyanabildiği ölçüde, Hazret-i Allâmü’l-Guyûb’un parlak bir aynası haline gelebilir&#8230; Bu mânâdaki ferasete işaret sadedinde, gayb ve şehadetin fasih lisanı Rûh-i Seyyidi’l-Enâm, “Mü’minin feraseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsirü’l-Kur’an 15) buyurur.<br />
<span id="more-40"></span><br />
Ebu Saidi’l-Harrâz: “Feraset ziyâsıyla temâşâ eden, Hak nazarıyla bakmış sayılır.” der.</p>
<p>Vâsıtî; “Feraset kalbte şimşek gibi çakıp, mukayyet bütün gayb âlemlerini aydınlatan ve insanoğlunu, topyekün varlığı, olduğu gibi görüp değerlendirme seviyesine yükselten ledünnî bir şuâdır.” tesbitinde bulunur.</p>
<p>Dârânî; “Feraset, nefsin derinliklerinin keşfi ve gaybın ayan, pinhânın da nihân olmasıdır.” yorumuyla yaklaşır konuya.</p>
<p>Şah-ı Kirmânî; “İnsan, haramlara karşı gözünü kapar, şehevânî duygulardan elini-eteğini çeker; iç dünyasını murakabe ile, dış âlemini de sünnet-i seniyyenin ihyasıyla onarır ve her zaman helal dairesinde kalabilirse, böyle biri ferasetinde asla yanılmaz.” hatırlatmasını yapar.</p>
<p>Bunların hemen hepsi de, imân sayesinde inkişaf eden ferasetlerdir.. ve bunlarda yanılma payı da oldukça azdır. Gördüren O ve gören gözler de O’ndansa niye yanılsınlar ki!..<br />
Allah Rasûlü’nün, şahısları çok iyi tanıyıp, herkesi yerli yerinde istihdâmında, Rabb’inin O’na bu tür ihsanı söz konusu olduğu gibi, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin kerâmetvârî pek çok tesbit, teşhis ve takdirlerinde de aynı ikram-ı ilahî bahis mevzuudur..<br />
Ve o hususlarla alâkalı ferasetleri ifade etmek için kocaman mücelletler ister.</p>
<p>***</p>
<p>FERASET İLAHİ HEDİYEDİR</p>
<p>Feraset, ister yukarıdaki tarif ve izahlar çerçevesinde kalbin, Hazret-i Allâmü’l-Guyûb’un ilim ve füyûzâtına açılması ve bu mazhariyete erenlerin, görüş, düşünce, karar ve hükümlerinde isabet kaydetmeleri şeklindeki yorumu ile; ister, bilgi birikimi, tecrübe, mümarese, sezi enginliği ve karakter bilgilerini değerlendirerek elde edilen neticeleriyle olsun, o tamamen bir mevhibe-i ilâhiyedir.. ve bu ilahî mevhibeden en çok hissemend olanlar da, hiç şüphesiz -derecesine göre- evliyâ, asfiyâ ve enbiyâdır. Bunlar arasında ufuk feraset ise, heykel-i akl-ı evvel Hazret-i Seyyidi’l-Enbiyadır ki; Allah: “Keskin nazar feraset erbabı için elbette bunda ibretler vardır” (Hicr, 75) beyanıyla, umum basiret, his ve idrak insanlarına işaret buyurmasına mukabil, “Dileseydik onları sana (oldukları gibi) gösteriverirdik de simalarından hepsini tanır ve hepsini konuşma üsluplarından anlardın” (Muhammed, 30) ferman-ı samedânisiyle o zirveler zirvesi Feraset insanının açık farkına îmâda bulunmaktadır&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Feraset ve iman<br />
Feraset, hadiselere ve eşyaya iman nuruyla bakmak, perde arkasındaki gerçekleri görüp hissedebilmek demektir. Rabbimiz, “Ey iman edenler, eğer Allah’a karşı hep takva dairesi içinde bulunursanız, O size hakkı batıldan ayıracak bir kabiliyet (furkan) verir.” (Enfâl, 29) buyurmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/04/08/muminin-ferasetinden-nicin-korkulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemekteyiz, Koca pişirme tarifi&#8230;</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/03/01/yemekteyiz-koca-pisirme-tarifi/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/03/01/yemekteyiz-koca-pisirme-tarifi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 15:13:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enteresan]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/2009/03/01/yemekteyiz-koca-pisirme-tarifi/</guid>
		<description><![CDATA[Eşlerin çoğu pişirilme sürecinde &#8220;yanlış işlem&#8221; gördüklerinden yumuşaklıklarını ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazı eşler onları sıcak suda haşlayarak, bazıları ilgisizlikleriyle dondurarak, bazıları da basıp, ezip turşunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarına neden olurlar.
Özenilerek hazırlanan her eşin iyi ve yumuşak olacağı söylenemez. Ancak iyi pişirilenin gerçekten tadına doyum olmaz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eşlerin çoğu pişirilme sürecinde &#8220;yanlış işlem&#8221; gördüklerinden yumuşaklıklarını ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazı eşler onları sıcak suda haşlayarak, bazıları ilgisizlikleriyle dondurarak, bazıları da basıp, ezip turşunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarına neden olurlar.</p>
<p>Özenilerek hazırlanan her eşin iyi ve yumuşak olacağı söylenemez. Ancak iyi pişirilenin gerçekten tadına doyum olmaz. Es seçiminde ne lüferin alımındaki gümüş pırıltısı, ne barbunyanın altın yaldız görünümü geçerlidir. Bunun için çarsı pazar dolaşmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri kapınızın önüne gelenlerdir.</p>
<p>Beğeninin kişisel olduğunu düşünerek es seçimini yalnızca kendiniz yapınız. Kendinizi sabırla pişiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.</p>
<p><span id="more-30"></span></p>
<p>Esinizi pişirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprak çanaktan başkası yoksa özenle kullanıldığında ayni isi görebilir.</p>
<p>Esler de karides ve ıstakoz gibi canlı pişirilirler. Bazen pişerken tencerenin dışına taşıp yanabilir ya da kenarları sertleşerek kabuk tutabilirler. Onları tencerelerinde tutmak için &#8220;görev duygusu&#8221; adli zayıf iplikten çok &#8220;huzur&#8221; adli sağlam sicimle sıkı sıkıya bağlanmalıdır.</p>
<p>Sevgi, sıcaklık ve neşeden oluşan sürekli bir ateş yakılır. Kişiliğinde uygun bir ısıya ayarlanarak ateşe oturtulur. Köpürerek taşması halinde kaygılanılmamalıdır. Pek çoğu iyice pişinceye kadar sık sık köpürebilir.</p>
<p>Özellikle sirke ve karabiber yerine tatlıcıların &#8220;öpücük&#8221; adi altında sattıkları sekerden biraz konulabilir. Tadına bakarken hoşgörü, iyimserlik ve neşe benzeri baharattan birer tutam katmanız önerilir.</p>
<p>Ancak bunlar diğer baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanılmalıdır. Yumuşaklığını kontrol ederken sertleşmesinden kaçınılmalıdır. Fazla yayılmasını ve kabin dibine oturarak ise yaramaz hale gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karıştırılmalıdır. Kıvama geldiğini anlamamak olanaksızdır.</p>
<p>Böyle pişirildiği zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktır. Dikkatsizlik nedeniyle ev ateşini soğutmazsanız, bozulmadan istediğiniz süre dayanır. Bu yolda hazırlanmış &#8220;eş &#8221; mutlu bir ömür boyunca tadını korur!</p>
<p><span style="color: #008000"><span style="font-size: 100%; line-height: 116%"><span style="font-weight: bold">(bu yazı 1800 yıllarında basılmış bir yemek kitabının ön sözünden çevirilerek alınmıştır. Çeviren ve alanı bilmiyorum.)</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/03/01/yemekteyiz-koca-pisirme-tarifi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSAN DENİLEN MUHTEŞEM VARLIK VE KİMLİK PROBLEMİ</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/insan-denilen-muhtesem-varlik-ve-kimlik-problemi/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/insan-denilen-muhtesem-varlik-ve-kimlik-problemi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 19:03:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazdıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/insan-denilen-muhtesem-varlik-ve-kimlik-problemi/</guid>
		<description><![CDATA[Sözlerin hepsi özü merhamet kaynağı, her işi de merhametle olan Allah’ın adıyla başlar.
Bu yazıyı kaleme almadan uzun süre çevremde, basında ve facebook gibi sosyal ağlardaki insanları gözlemleyip herkesin kendine has ama hepsinin ortak birkaç problemi olduğunu gördüm. Biri şahsiyet, diğeri ise kimlik. Her ikisi de aynı gibi dursalar da aralarında bazı farklılıklar var. 
&#160;
Evvela problem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Sözlerin hepsi özü merhamet kaynağı, her işi de merhametle olan Allah’ın adıyla başlar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bu yazıyı kaleme almadan uzun süre çevremde, basında ve facebook gibi sosyal ağlardaki insanları gözlemleyip herkesin kendine has ama hepsinin ortak birkaç problemi olduğunu gördüm. Biri <strong><em>şahsiyet</em></strong>, diğeri ise <strong><em>kimlik</em></strong>. Her ikisi de aynı gibi dursalar da aralarında bazı farklılıklar var. </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Evvela problem olarak nitelememin en büyük nedeni insanlarda göremediğim <strong>DİK DURUŞ</strong>. Ne konuda dik duracağını karıştıran bir insan tipi var meydanda. Tabi bu insan tipinin kendine seçtiği kimlik ve bu kimliği seçtiğinden dolayı “ben böyle davranmalıyım” dürtüsü.</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Evvela şahsiyetini tam kavrayamamış insanlar; özel biri olma, birçok yönüyle eşsiz-benzersiz olma, yaratılmışların en şereflisi olma, kendini kendine verilen tüm özellikleriyle “dünyanın yaşatılması, dünyanın ayakta tutulması, kulluk ve adalet” için sorumlu görebilme gibi kavramları hiçe saymakta ya da önemsememektedir. <span> </span>Şahsiyet şahsi belliliktir. Şahsi belirtgeçtir. </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Kimlik arayışı insan fıtratında var olan bir arayıştır. <strong>Aidiyet</strong> duygusu hep var olmuş ve olacaktır. Tabi ki bu aidiyet duygusu da yanlış yerlere ait olunması halinde insanı felakete sürükleyen bir duygudur. Kimliklerimiz ile artık biliniyoruz ve kimliklerimizi bir tarz haline getirmiş bununla varoluş amacımız sanki bu tarzmış gibi göstermeye başlamış durumdayız. Tabi insan kendini bir kimlikle tanımlamaya başladı mı çok yönlülüğünden dolayı birden fazla kimlik seçme işine zorunlu olarak girmeye başlayacaktır. Bir üst kimlikte “filanca” olan alt kimliğinde “falanca” olmuştur. Kimi zaman da daha alt kimlikleri de oluşturmuştur ki iş komediye dökülmüştür. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span id="more-29"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Şahsiyette eksik olan insan şahsiyetteki bu eksiğini “<em>kimliğini süsleyerek”</em> kapatmaya çalışmaktadır. Buda tam bu sırada komedinin ve trajedinin başlamasına yol açmaktadır. <span> </span>Komik görüş tartışmalarından bombalı saldırılara, hatta yeşil sahalardaki şiddete ve hakarete kadar uzanmakta bu iş.</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Somutlaştıralım;</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Türkiye Müslümanları Peygamber Efendimizin (S.A.V.) Veda Hutbesini çok iyi bilirler. Neredeyse okumayan yok gibidir. Veda hutbesinde “</span><em><span style="font-family: 'Arial','sans-serif'">Arabın Aceme</span></em><em><span style="font-family: 'Arial','sans-serif'">, [Arap olmayana] <span>Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva (Sorumluluk bilinci) iledir</span></span></em><em><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">”</span></em><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"> buyurmuşlardır. Fakat bu ifadeleri nasıl anlıyorlarsa kendilerine Müslüman Türk gibi ünvanlar vermektedirler. Burada milliyetçilik gibi bir hastalık da doğar ve büyümeye başlar. Kimlik o kadar ilerler ki alt kimlik üst kimlik birbirine karışır ve “Müslüman, Türk, Konyalı, Fenerbahçeli… “ gibi tanımlar yapmaya kadar gider. Aynı virüs Mezhepçilik, Particilik, Cemaatçilik, Ahmetçilik, Mehmetçilik… gibi açılımlar yapar. Sürer de sürer…</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Milliyetçilik kavramı çok konuşulacak çok su götürecek bir mevzu olduğu için girmiyor ve sadece birkaç kelime etmek istiyorum. “Seçmediğimiz bir şey için ne övünebiliriz nede yerinebiliriz”. (Bkz:</span><span style="font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.mustafaislamoglu.com/makaleler.php?haber_id=176&amp;Makale_id=176"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%"> islamoğlu:Irkçılık Sefaleti</span></a></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">) Doğuştan 1-o malup başlamak fikri çok da mantıklı gelmiyor şahsen. Kürt kardeşim Kürt doğmuştur şanssızdır, ben Türk doğmuşum şanslıyım öylemi. Allah C.C.nün yaratırken eşitsiz yaratması gibi bir mantık çıkıyor ki haşa! </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Hepsi şahsiyet ve dik duruş eksikliğinden ve kendine değer vermek ve özgüven yerine başkalarına ait olunca <strong><em>ait olduğu yerin değeri</em></strong> ile insanların onu değerlendireceğini zannetme duygusundan kaynaklanmakta.</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Etrafınıza bakın yeni konuşmayı söken çocuğa takım enjekte ediyoruz. Hemen bir kimlik giydiriyoruz, sonuçlarını düşünmeden. Futbol, Irkçılık, particilik, dincilik, mezhepçilik, akımcılık ve daha başka <em>“<strong>cılık”</strong></em> ve <em>“<strong>cilikler”</strong>.</em> Bazısı iç hesaplaşmasında kaldıramıyor tek bir kimliği ki kendini birçok konuda kategorize edip birbirine çatışan birçok kimliği kendine giydiriyor da çelişkinin farkında bile değil. “Müslüman Türküm Elhamdülillah” gibi komik bir fotoğraf çıkıveriyor. </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Şahsiyeti nasıl inşa edeceğiz? 1400 yıl önce bir çöl kasabasında dünyaya gelmiş ümmi Muhammed’in Âlemlere Rahmet olmasını kim sağlamışsa ona inşa olarak. Yani Kerim olan Kuran’a. Kuran’da muhteşem bir şahsiyet inşası mevcut. Özellikle inşa ayetleri, şahsiyet ayetleri insan beynini çok doğrusu olan sağa sola çarpan ve her şeyi keşfedip kırıp dökerek öğrenen bir akıldan, referans çizgisi olan bir akla götürmekte yaratıcının yaratırken koyduğu kuralları çiğnemeden yaşama imkanı vermektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Peki acaba yaratıcımız bizim kullanma klavuzumuz olan Kitabında bizi hangi kimlikle tanımlıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">HAC suresi 78. Ayette “ O sizleri bundan önce de bu vahyin (gelişinden) sonra da Müslüman olarak isimlendirdi.” Buyuruyor. Bu Ayeti Kerime’den de anlaşılabileceği gibi ilk insandan bu güne kendilerine vahiy ve/veya peygamber gelen tüm inanmışların Müslüman olduğunu söylemekte. </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">O halde kendimize bir kimlik giydirmek yerine insanları ya “İslam kardeşimiz”, ya “ana-baba kardeşimiz” yada insanlık eşimiz olarak nitelememiz ötekileştirmeden dünyayı yaşanılır hale getirmek için ihtiyaç olan yegane formül. </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Yoksa; ötekileştire ötekileştire yeryüzünde sevebileceğimiz hiç kimse kalmayacak. Kimlik ver, ötekileştir, düşman ilan et ve yok et.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
Değerli insan altınına bulaşmış çamurdan dolayı koskoca insanı çöpe ata ata ne değerler yitirdik. Ve bu gidişle yitireceğizde. Rabbimizin bize apaçık düşmanınızdır dediği şeytan gibi bir ötekimiz varken yinede insanlık ırkından birilerini hep ötekileştiriyoruz. </span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Velhasıl;</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Aidiyet psikolojimizin yan etkilerinden olan abuk sabuk yerlere ve kimliklere ait olma duygumuz bizim özü itibariyle yaratılmışların en şereflisi olan İNSAN’a bulaşmış bir çamurdur. Bundan arınmadan insanlık olarak refahın ve birliğin hayalini bile göremeyeceğiz.</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Hakan ATÇEKEN/24 Şubat 2009 <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><o:p> </o:p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/insan-denilen-muhtesem-varlik-ve-kimlik-problemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan&#8230;</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/uyan-ey-gozlerim-gafletten-uyan/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/uyan-ey-gozlerim-gafletten-uyan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 12:12:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/uyan-ey-gozlerim-gafletten-uyan/</guid>
		<description><![CDATA[Uyan ey gözlerim gafletten uyan!Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır, inan.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dill-u dillerince(1) tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Semâvâtın kapuların açarlar.
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar…
Seherde kalkana hülle(2) biçerler.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Bu dünya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uyan ey gözlerim gafletten uyan!Uyan uykusu çok gözlerim uyan</p>
<p>Azrail’in kastı canadır, inan.<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan</p>
<p>Seherde uyanırlar cümle kuşlar<br />
Dill-u dillerince(1) tesbihe başlar<br />
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan</p>
<p>Semâvâtın kapuların açarlar.<br />
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar…<br />
Seherde kalkana hülle(2) biçerler.<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan</p>
<p>Bu dünya fanidir sakın aldanma.<br />
Mağrur olup tac-u tahta dayanma.<br />
Yedi iklim(3) benim deyu güvenme.<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan</p>
<p>Benim, Murad kulun, suçumu affet.<br />
Suçum bağışlayub günahım ref’ et.(4)<br />
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan</p>
<p><font color="#ff6600"><em>Sultan III. Murat Han bir sabah namazını kaçırmış.</em></font></p>
<p><font color="#ff6600"><em>Üzüntüsünden bu şiiri yazmış.</em></font></p>
<p><span id="more-28"></span></p>
<p>Sultan III. Murat<br />
III. Murat’ın babası, Kanunî Sultan Süleyman’ın oğlu II. Selim’dir. Annesi ise Nur Banu Sultan’dır. 5 Cemaziyülevvel(5) 953 / 4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa’nın Bozdağ Yaylağı’nda dünyaya gelen Şehzade Murat, 966 / 1558 tarihinde Akşehir Sancak Beyliği’ne, 1562 yılında ise Manisa Sancak Beyliği’ne getirilmiştir.</p>
<p>Padişahlığına kadar Manisa Sancak Beyliği’nde sancakbeyi olarak görevini sürdüren III. Murat, on ikinci padişah olarak 15 Aralık 1574’te cihanşümul Osmanlı payitahtına çıkarak saltanatını ilân eder. (III.Murat Han, Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki (ksa)&#8217;yı Padişah olunca Uşak&#8217;tan İstanbul&#8217;a davet edip kendisine bir dergah açmıştır.) 21 sene tahtta kalan III. Murat, 16 Ocak 1595&#8242;de 49 yaşında iken vefat etti. Ayasofya Camii hazîresine (mezarların bulunduğu mekân) gömüldü. Keremi sonsuz, bâki olan Rabbimiz, Osmanlı tahtını nasip eylediği bu güzide insana rahmet eylesin!…<br />
Âmin!…</p>
<p>Şair sultanlardan olan III. Murat, Muradî mahlâsıyla şiirler yazmıştır. Türkçe, Arapça ve Farsça divanları bulunmaktadır. III. Murat’ın 1001 (Hicrî) / 1593 (Milâdî) tarihinde yazdığı ve tasavvufî inceliklerle dolu &#8220;Fütuhât-ı Siyâm&#8221; isminde mühim bir eseri ile Şemseddin Sivasî tarafından şerhedilen &#8220;Esrarnâme&#8221; adında diğer bir eseri daha vardır. Osmanlı İmparatorluğu’nda birçok hükümdar Divan şiiriyle uğraşmış ve bu edebî ekolde nadide eserler meydana getirmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Avnî, Yavuz Sultan Selim’in Şahî, Kanunî Sultan Süleyman’ın da Muhibbî mahlâslarıyla Divan Edebiyatı’nın farklı aruz kalıplarında ve değişik nazım şekillerinde şiirler vücuda getirdikleri bilinir.</p>
<p>III. Murat’ın hayatına ve edebî yönüne ilişkin kısa bilgiler verdik. Şimdi asıl konumuza gelelim. Yukarıya aldığımız ve III. Murat Han’a ait olan, “UYAN EY GÖZLERİM!&#8230;” başlıklı şiiri. Bu müstesna şiirinin Türk tasavvuf musikisi makamlarında muhtelif besteleri vardır. Bu besteler tarihte olduğu gibi günümüzde de terennüm ediliyor. Sizler de bu şiirin bestesini keyifle dinlemişsinizdir. Bu güftenin bestesini ilk dinlediğimde sanki çarpıldım, ruhumun daraldığını, acıdığını hissettim. İlk etapta kendinizi sözlere ve namelere kaptırıyorsunuz, bu mısralarla ruh ikliminiz arasında bağlantı kuruyorsunuz… Sonra sözleri çok manalı ve bir o kadar güzel olan bu şiirin kime ait olduğunu araştırayım, dedim. Karşıma hayran olduğum bir medeniyetin padişahı çıkmaz mı: III. Murat…</p>
<p>Arapça ve Farsça sözcüklerle yüklü olan o günkü Osmanlıca Türkçesi’ni düşünürsek bu şiirin gayet sade bir dille yazıldığını anlamamız zor olmaz. Günümüz Türkçesi’yle dahi çok kolay anlaşılmaktadır. Şiirin sade bir dille yazılması onun kıymetsizliğine işaret değildir. Bu şiir kolay ve sade göründüğü hâlde, bulunup söylenmesi ve taklidi zor olan ‘sehl-i mümtenî’ bir tarzda kaleme alınmıştır.</p>
<p>Bir hitapla, “Uyan ey gözlerim gafletten uyan!&#8230;” şiirine başlayan Sultan Şair, silkinerek kendine gelmek istiyor. Nefsiyle baş başadır. Ahir ömrünü muhasebe edip tehlikenin kenarında olduğunu düşünüyor. İlmi, kudreti her şeyi kuşatmış olan Allah’ı tesbih etmekte yetersiz olduğu kanısına varıyor.</p>
<p>Uyan ey gözlerim gafletten uyan!&#8230;<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…<br />
Azrail’in kastı canadır, inan.<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!&#8230;<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…</p>
<p>Şair, ikinci kıtaya, seherlerde Rablerini tesbih eden kuşları mevzubahis ederek giriyor. Bu kuşlar kendi dillerince bizlerin bilmediği bir lisanla Hâlık’larını, Rezzak’larını zikretmektedirler. Nitekim şu âyet-i kerime Sultan Şair’imizin bildirdiği gerçeği çok veciz ve fasih bir şekilde ifade ediyor: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tesbih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, onu hamd ederek tesbih etmesin. Ancak, siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.”(6) Bu kıtada kuşlarla birlikte başka varlıkların da Rablerini tesbih ve tevhid ettikleri haber veriliyor: “Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar…” Kuşlar, dağlar, taşlar, ağaçlar birer parçadır. Kast olunan bu cüzlerin de içerisinde bulunduğu canlı ve cansız varlık âlemdir. Kuşkusuz göklerde ve yerde ne varsa O’nundur; O’nu tesbih etmiştir ve ediyordur. Gece ve gündüz, gök gürültüsü, bölük bölük uçan kuşlar, melekler, dağlar vb. gibi… Allah’a hamd ve korku ile boyun eğmiştir; yorulmadan ve büyüklenmeden noksan sıfatlardan</p>
<p>münezzeh, kemâl sıfatlarla vasıflı bulunan Allah’ı tesbih ve tevhid etmektedirler.(7) Hülâsa her şey, ama her şey Allah’ı yüce sıfatlarıyla birlikte tesbih, tevhid ve tenzih etmektedir. Hakikat boyasıyla boyanmış Şair’imiz tekrar tekrar: “Uyan ey gözlerim gafletten uyan!&#8230; / Uyan uykusu çok gözlerim uyan…” demek suretiyle bu kıta ve diğer kıtalarda zatını ikaz edecektir.</p>
<p>Seherde uyanırlar cümle kuşlar&#8230;<br />
Dill-u dillerince tesbihe başlar&#8230;<br />
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar…<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!&#8230;<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…</p>
<p>Üçüncü kıtada Allah’a ve Rasûlü’ne nasıl inanılması gerekiyorsa öylece inanan Mü’minlere sema kapısının açılarak rahmet suyu saçılacağını müjdeleyen Sultan Şair’imiz, seherlerde kalkmanın önemine tekrar dikkatlerimizi çekmek istiyor:</p>
<p>“Seherde kalkana hülle biçerler.” Hülleden kast olunan, bilindiği gibi Cennet elbisesidir. Evet, seher vakitleri İslâm literatüründe kıymetlidir. Nitekim; “(Bunlar),<br />
‘Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru!’<br />
diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah&#8217;tan) bağışlanma dileyenlerdir.”(8) buyrularak seher vaktinde bağışlanma dilemek, öneminden dolayı âyet-i celîlede zikrediliyor. Seher vaktinde yatmamak, sabah namazını kıldıktan sonra da güneşi üzerine doğdurmamak, geçen bu süre zarfında ibadet-i taatla, tevbe-i istiğfarla, tesbih, tenzih ve tehlille meşgul olmak âdâb-ı sünnettendir. Ayrıca Sabah namazının sünneti ve farzı arasındaki vakitte de bu şekilde hareket etmek sünnettir. Seher vaktinin bir uhrevîliği vardır. Kuşların zikir armonisi, havadaki o büyüleyici koku, bedeninizi saran ve sarsan seher vaktinin iklimi…</p>
<p>Son kıtalara geldiğimizde dünyanın faniliği; taç-u tahtın, saltanatın, malın mülkün, servetin geçiciliği hakikatini hatırlamak isteyen Sultan Şair’imiz Allah’a sığınıyor, Rabbinden bağışlanma istiyor, “Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.” demek suretiyle son arzusunu dillendiriyor.<br />
Benim, Murad kulun, suçumu affet.<br />
Suçum bağışlayub günahım ref’ et.<br />
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.<br />
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!&#8230;<br />
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…</p>
<p>Dipnot ve Kaynakça:<br />
1. Dill-u dil: Kendi dillerince.<br />
2. Hülle: Cennet libası (elbise).<br />
3. Yedi iklim: Farklı iklimlerin hüküm sürdüğü ülke toprakları.<br />
4. Ref’ et: Lâğvet, kaldır, hükümsüz bırak.<br />
5. Arabî aylardan beşincisi<br />
6. el-İsrâ, 17/44.<br />
7. Bkz. er-Ra’d, 13/13; el-Enbiyâ, 21/19-20; en-Nûr, 24/41; es-Sâd, 38/18-19.<br />
8. Âl-i İmrân, 3/17.</p>
<p>Cafer Ceylan<br />
Rehber Dergisi Sayı 44</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/02/24/uyan-ey-gozlerim-gafletten-uyan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
