<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakan ATÇEKEN &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.hakanatceken.net/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakanatceken.net</link>
	<description>Mü&#039;minin Ferasetinden Sakınınız. Çünkü O Allahın Nuru İle Bakar...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jan 2012 09:09:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Artık Yazamıyorum Ama Twitter&#8217;dayım&#8230;</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2012/01/03/artik-yazamiyorum-ama-twitterdayim/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2012/01/03/artik-yazamiyorum-ama-twitterdayim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 09:09:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[Google bile siteme geldiğinde yenilik olmadığını görüyor üzüntüyle sitemden ayrılıyor. Ama twitterda ara sıra cıvıltı yazıyorum. Siteme de bir twitter eklentisi koysam iyi olacak&#8230; Herneyse beni takip etmek isterseniz https://twitter.com/hakanatc yi ziyaret edebilirsiniz..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Google bile siteme geldiğinde yenilik olmadığını görüyor üzüntüyle sitemden ayrılıyor. Ama twitterda ara sıra cıvıltı yazıyorum. Siteme de bir twitter eklentisi koysam iyi olacak&#8230; Herneyse beni takip etmek isterseniz <a href="https://twitter.com/hakanatc" target="_blank">https://twitter.com/hakanatc</a> yi ziyaret edebilirsiniz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2012/01/03/artik-yazamiyorum-ama-twitterdayim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YGS&#8217;deki Mod Medyan olayına farklı bakış</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2011/04/07/ygs-mod-medyan-olayina-farkli-bakis/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2011/04/07/ygs-mod-medyan-olayina-farkli-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 08:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Web Teknolojileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz YGS sınavı 27 Mart 2011 de yapıldı. Çeşitli söylentiler ve şifreler konusunda herkes az çok bilgi sahibi olmuştur. Ancak bu kopya iddalarının belli bir kişi yada zümreye yöneltilmesi yerine kim ve ne amaçla yapıldığının bulunması bence daha önemli. Çünkü birileri hükümeti yıpratmak adına da kopya sızdırıp faturayı hükümete atmak için çabalamış olabilir.  Yeni Akit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz YGS sınavı 27 Mart 2011 de yapıldı. Çeşitli söylentiler ve şifreler konusunda herkes az çok bilgi sahibi olmuştur. Ancak bu kopya iddalarının belli bir kişi yada zümreye yöneltilmesi yerine kim ve ne amaçla yapıldığının bulunması bence daha önemli. Çünkü birileri hükümeti yıpratmak adına da kopya sızdırıp faturayı hükümete atmak için çabalamış olabilir.  Yeni Akit gazetesinin bi <a href="http://www.habervaktim.com/haber/179410/sifreli_kara_propaganda.html" target="_blank">haberine</a> göre de bi komplo kurulmuş olabilir. Ama gerçektende birileri sızdırmış olabilir. Cihat ŞENER hocamızın da bi röportajda çok fazla söylentiler var yorumunu yapması da baya düşündürücü geliyor insana. Ancak;</p>
<p><img src="http://img5.mynet.com/ha6/m/mod-medyan1.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p><span id="more-104"></span></p>
<p>Ne olursa olsun teknolojik açıdan bi yaklaşım da var ki bu da &#8220;mod medyan&#8221; kelimesinin arama istatistiğidir. <a href="http://www.google.com/insights/search/#q=mod%20medyan&amp;geo=TR&amp;date=today%2012-m&amp;cmpt=q" target="_blank">Google Adwords</a> den bakarak istatistiği kendim inceledim. 20-26 Mart arasında bir arama artışı olmuş ve bu artış sadece istanbulda gerçekleşmiş. <a href="http://www.google.com/insights/search/#q=mod%20medyan&amp;geo=TR&amp;date=today%2012-m&amp;cmpt=geo" target="_blank">Buradan </a>bunu görebiliriz.</p>
<p>Ancak bundan iki sonuç çıkar:</p>
<p><strong>Birincisi</strong> Bu bir komplo ise bu koployu kuracak kişiler komploda kullandıkları mod medyan tekniğini sızdırdıkları kişilerle önceden planlamış olabilirler. Bu sızdırma karalama çamur amaçlı yapılmışsa bile ön hazırlık yapılması esnasında araştırılmış olabilir. Birde olayın merkez üssü Ankara değil, İstanbul. Buda ilginç bir veridir.</p>
<p><strong>İkincisi</strong> ise bu bir kopyadır ki sadece mod medyan ifadesini birileri birilerine sızdırması yetmiştir. Bu araştırılıp sonuçlar bulunmuştur. Birde bu kopya iddası ise kopya çeken kişi bu yöntemle tüm soruları yapamamaktadır ve birincilik iddasında değildir. Belkide birçok şifre vardır söylenildiği gibi ve uymayanlar bu şekilde yeniden denenerek çözülmüş olabilir.</p>
<p>Bakalım sonuç nasıl olur. Umarım bilişim konusunda bilinçli savcı ve ekipler bu konuyu araştırıp gerçek suçluyu bulurlar. Aynı silahın kurşunuyla iki taraftanda insanların öldürülebildiği bu ülkede bişey yapılıyorsa kime zarar verdiğine ve kimin ekmeğine yağ sürdüğüne bakmak gerekir. Kimin menfaatine yapıldı dersek her zaman doğru sonucu bulamayız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2011/04/07/ygs-mod-medyan-olayina-farkli-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç istatistik çalışmam&#8230; Gerçektende Birlikte Dünya Değişir</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/08/22/ilginc-istatistik-calismam-gercektende-birlikte-dunya-degisir/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/08/22/ilginc-istatistik-calismam-gercektende-birlikte-dunya-degisir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 20:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazdıklarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[İHH Ramazan&#8217;da sevindirdi Bu aralar malumunuz Pakistan&#8217;daki sel felaketi için yardımlar toplanmakta ve tüm yardım kurumlarınca bir SMS numarası verilerek anında cep telefonundan yardım yapabilme imkanı sunulmakta.  Geçenlerde Hilal TV de yayınlanan bağış evinde Deniz fenerinin bağış için sms numaralarını gördüm ve o anda hesapladım ve çıkan rakamlar müthişti. Bir SMS = 5 Tl Türkiyede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="449" height="337" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xc5wce_yhh-ramazan-da-sevindirdi_webcam?additionalInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="449" height="337" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xc5wce_yhh-ramazan-da-sevindirdi_webcam?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/xc5wce_yhh-ramazan-da-sevindirdi_webcam">İHH Ramazan&#8217;da sevindirdi</a></strong><br />
<em><a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/webcam"></a></em></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="449" height="359" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe9o19?additionalInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="449" height="359" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe9o19?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/xe9o19_yhh-ramazan-yardymlaryna-baylady_school"><br />
</a></strong><em><a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/school/featured/1"></a></em></p>
<p>Bu aralar malumunuz Pakistan&#8217;daki sel felaketi için yardımlar toplanmakta ve tüm yardım kurumlarınca bir SMS numarası verilerek anında cep telefonundan yardım yapabilme imkanı sunulmakta.  Geçenlerde Hilal TV de yayınlanan bağış evinde Deniz fenerinin bağış için sms numaralarını gördüm ve o anda hesapladım ve çıkan rakamlar müthişti.</p>
<p>Bir SMS = 5 Tl</p>
<p>Türkiyede sadece Türkcell in kendi söylediğine göre 35 Milyon abonesi var. Diğerleriyle birlikte en az 50 milyon abone var.</p>
<p>Bu 50 000 000 aboneden sadece 1 000 000 adedinin bir yardım kurumuna bir sms atması durumunda;</p>
<p>1 000 000  X  5 TL=<span style="color: #ff0000;"> <strong>5 000 000 TL</strong></span></p>
<p>Bu rakam inanılmaz geldi bana. Oturduğu yerden insanın hiçbir çaba harcamadan sadece içindeki nefsini yenerek cep telefonuna davranması yetiyor.</p>
<p>5 Milyon TL demek eski parayla 5 Trilyon lira. Neler yapılır neler yapılmaz siz düşünün.</p>
<p>Birde şunu düşünün ki 50 Milyon abonenin 10 milyonunu 20 milyonunun bu kampanyaya katıldığını yeryüzünde Muhtaçlara yardım amaçlı çıkmış bu dernek ve vakıflar kim bilir ne iyilik hareketlerine imza atarlar&#8230;</p>
<p><em><strong>SMS ile bağış yapmak için;</strong></em></p>
<p>Deniz Feneri için :<strong>5560 </strong>a boş mesaj atınız. <strong>(5 TL)</strong></p>
<p>Kimse Yokmu İçin : <strong>5777 </strong>ye boş mesaj atınız. <strong>(5 TL)</strong></p>
<p><strong>Yada online bağış sisteminden kredi kartınızla bağış yapabilirsiniz. Bazı Online bağış adresleri :</strong></p>
<p><a href="https://www.ihh.org.tr/bagis/">https://www.ihh.org.tr/bagis/</a></p>
<p><a href="https://www.kimseyokmu.org.tr/onlinebagis/Bagislar.aspx">https://www.kimseyokmu.org.tr/onlinebagis/Bagislar.aspx</a></p>
<p><a href="https://www.yardimeli.org.tr/secure/">https://www.yardimeli.org.tr/secure/</a></p>
<p><a href="http://www.denizfeneri.org.tr/ramazan10/default.asp">http://www.denizfeneri.org.tr/ramazan10/default.asp</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/08/22/ilginc-istatistik-calismam-gercektende-birlikte-dunya-degisir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Artık Twitter</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/07/01/artik-twitter/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/07/01/artik-twitter/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 07:22:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Twitter da da beni izleyebilirsiniz. Her ne kadar da çok yazamasamda fırsat buldukça paylaşımlarda bulunmayı düşünüyorum. twitterda &#8220;hakanatc&#8221; yim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="twitter" src="http://a0.twimg.com/a/1277934004/images/twitter_logo_header.png" alt="" width="155" height="36" />Twitter da da beni izleyebilirsiniz. Her ne kadar da çok yazamasamda fırsat buldukça paylaşımlarda bulunmayı düşünüyorum. twitterda &#8220;hakanatc&#8221; yim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/07/01/artik-twitter/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karaman&#8217;lı Gazze yolcusu Mustafa SEKMEN yurda döndü.</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/06/04/karamanli-gazze-yolcusu-mustafa-sekmen-yurda-dondu/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/06/04/karamanli-gazze-yolcusu-mustafa-sekmen-yurda-dondu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 06:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Gazzeye yardım götüren gemide bulunan Karamanlı (hatta Kılbasanlı) yolculardan biri olan Mustafa SEKMEN yurda döndü. Kendisine selam ve Saygılarımı gönderiyorum. Röportaj vidyosu için tıklayınız&#62;&#62;&#62;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gazzeye yardım götüren gemide bulunan Karamanlı (hatta Kılbasanlı) yolculardan biri olan Mustafa SEKMEN yurda döndü. Kendisine selam ve Saygılarımı gönderiyorum.</p>
<p><img class="alignnone" title="Mustafa SEKMEN" src="http://www.karamaninsesi.com/img/6NEDMXUa.jpg" alt="" width="401" height="294" /></p>
<p><a href="http://www.karamaninsesi.com/video/index.php?p=video&amp;id=109">Röportaj vidyosu için tıklayınız&gt;&gt;&gt;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/06/04/karamanli-gazze-yolcusu-mustafa-sekmen-yurda-dondu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elde var aşk &#8230;</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/03/25/elde-var-ask/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/03/25/elde-var-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 16:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Yüreğini siper et. Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum” deme sakın. Göğsüne yüreğinden başka muska takanlar yorulurlar. Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var mı, ona bak. Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir. Acıya aşık olanların “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar elinden gelmedir bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğini siper et.  Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum”  deme sakın.</p>
<p>Göğsüne  yüreğinden başka muska takanlar  yorulurlar.</p>
<p>Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var  mı, ona bak.</p>
<p>Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata  dönüştüren bir iksirdir.</p>
<p><span id="more-70"></span></p>
<p>Acıya aşık olanların  “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar elinden gelmedir bu yâreyi  merhemleme…”  diyenlerin sırrı  burada yatmaktadır.</p>
<p>Bu sırrı bulanlardan  biri, sevdanın başöğretmeni öyle demiyor mu: “Ben hüzünlerin  Peygamberiyim.”</p>
<p>Aşk  varsa eğer, sen değil dağlar  sallansın.</p>
<p>Acıyı aşkla bal eylemeye bak. Sür merhem diye yürek yaralarına,  hayalinin ve umudunun kırık yerlerine, içinin Karacaahmed&#8217;e dönmüş  bölgelerine.</p>
<p>Aldırma hainlere, ihanetlere. Onlar acıyı aşka dönüştürmemiş  zavallılardır. Onlar, muhteşem acılara pespaye sevinçleri tercih eden aşk  sefilleridir.</p>
<p>Unutma, bin sevincin vermediğini bir acı verir. Acını, aşkın  santralinde bitimsiz bir enerjiye dönüştürmeye bak. Hatırla ki yürek yürek  nükleer güç merkezidir. Seven ve inanan bir yürekle hiçbir atom santrali boy  ölçüşemez.</p>
<p>Bil ki, umuttan söz ettiğin her dem aşktan söz ediyorsunuzdur.  Çünkü umut aşkın çocuğudur. Aşksız umut, plastik bebekler gibidir; oynar,  eskitir ve atarsın.</p>
<p>“Umudum  tükendi”  deme, doğrusunu itiraf et, aşkının tükendiğini…</p>
<p>Sahi, aşk tükenir mi? Evet,  eğer ölümlüden, ölümlüye ve ölümlü adına ise tükenir.</p>
<p>O,  aşk suretinde görünen tutkudur. Tutku tutuklar, aşk azad eder. Bir duygunun aşk  mı tutku mu olduğunu anlamak istersen, rengine bak.</p>
<p>Rengine bak, kara sevda mı, ak sevda  mı?</p>
<p>Sevdanın karası köleleştirir, akı özgür kılar. Özgür kılan aşka  muhabbet denir.</p>
<p>Muhabbet, yüreğe  düşmüş bir tohumdur; “her başka yüz dane veren yedi başak” gibi,  yediverendir o.</p>
<p>Muhabbet  insanın harcadıkça çoğalan tek sermayesidir. Herşey  harcadıkça tükenir, muhabbet asla. Muhabbet  müebbeddir.</p>
<p>Üzerine üzerine gelen karanlığın kara yüzlü, kara vicdanlı, kara  güçlerini, aşkın siperine sığınarak püskürtebilirsiniz. Onlar kaybettiler, onlar  nefretin eli kanlı temsilcileri… Sen kazandın, çünkü sen aşkın cephesinde yer  aldın, aşkın ve aşkının.</p>
<p>Hesabını yaparken tarihi unutma, coğrafyayı unutma. Acıyı unutma,  sancıyı unutma. Melekleri, Sakarya&#8217;yı, Nil&#8217;i, Tuna&#8217;yı, Fırat&#8217;ı, Dicle&#8217;yi unutma.</p>
<p>İstanbul&#8217;un, Kahire&#8217;nin, Bağdat&#8217;ın, Şam&#8217;ın Mekke&#8217;nin çocukları  olduğunu unutma. Senin kara, sarı beyaz kardeşlerin olduğunu, yüreğinin Asya,  Afrika, Afrika, Avrupa, Amerika taraflarının olduğunu unutma.</p>
<p>Fakat,  hesabını yaparken kesinlikle şöyle başlamalısın:</p>
<p>“Elde var  aşk”<br />
<span style="font-family: Arial;"><strong>09/04/2008</strong> </span><br />
MUSTAFA İSLAMOĞLU</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/03/25/elde-var-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MODERN EĞİTİMİN YANLIŞLARI VE YENİ BİR MODELİN ESASLARI</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2010/01/11/modern-egitimin-yanlislari-ve-yeni-bir-modelin-esaslari/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2010/01/11/modern-egitimin-yanlislari-ve-yeni-bir-modelin-esaslari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 19:51:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[I &#8211; Modern eğitimin esasa dair yanlışları 1-     Modern eğitim, değer değil fiyat esasına dayalıdır. Vücudu değil mevcudu öncelemektedir. Eşyanın mahiyetini atlayarak hüviyetine yoğunlaşmış, orada da durmayıp işlevinde karar kılmıştır. Dolayısıyla eşyanın hakikatini bilmeye ilişkin bir derdi yoktur.  Eşyanın kullanımına göz dikmiştir. Oysaki yer, gök, toprak, su vd. “mevcud”u temsil ederler. Bunlar arasındaki ortak nokta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong>I &#8211; Modern eğitimin esasa dair  yanlışları</strong></p>
<p>1-      <strong><em>Modern eğitim,  değer değil fiyat esasına dayalıdır.</em></strong> Vücudu değil mevcudu öncelemektedir. Eşyanın <strong>mahiyetini</strong> atlayarak <strong>hüviyetine</strong> yoğunlaşmış, orada da  durmayıp işlevinde karar kılmıştır. Dolayısıyla eşyanın hakikatini bilmeye  ilişkin bir derdi yoktur.  Eşyanın  kullanımına göz dikmiştir. Oysaki yer, gök, toprak, su vd. “<strong>mevcud</strong>”u temsil ederler. Bunlar  arasındaki ortak nokta “<strong>vücud</strong>”dur.  Modern eğitim meyveyi nasıl taşlayacağımızı öğretiyor, ağacın bütün içindeki  anlamını merak bile etmiyor. Modern akıl mevcuda kilitlenip vücudu göremiyor.  Oysa ki formda ayrı ayrı, alakasız görünenler vücutta bir olur. Varlık,  yaratanına şahittir. Bu şahitlik eşyanın mevcudu ve hüviyeti üzerinden değil,  eşyanın vücudu ve mahiyeti üzerinden kavranabilir.</p>
<p><span id="more-66"></span></p>
<p>2-      <strong><em>Tek  dünyalıdır.</em></strong> Bilgiye sahipsiz bir şey  muamelesi yapar. Bunun için de bilginin çalınabilecek bir şey olduğunu düşünür.  Bilgiyi saklamayı mubah görmesinin sebebi de budur. Modernler bilginin “<strong>hayrına</strong>” değil, “<strong>yararına</strong>” ve “<strong>hazzına</strong>” taliptirler. Bilgi de onlara  hayır değil yarar ve haz vermektedir. <strong>İnsanlık tarihi boyunca bilgi hiç bu kadar  depolanmadı, ama bu kadar bereketsiz olduğu bir zaman da  yaşanmadı.</strong></p>
<p>3-      <strong><em>İlim ile âlimin  arasını ayırmıştır.</em></strong> Bu ayrım bilgiyi  ahlaktan mahrum etmiştir. Ahlaksız bilginin artışı erdem artışını getirmemiş,  “öğretilmiş vahşi” (el-muallemu’l-vahş) çıkarmıştır. Bilen ile bilinenin  arasındaki bağın kopması sadece bilgiyi ahlaktan (yani hayattan) mahrum  bırakmamış, talebeyi de üstattan mahrum bırakmıştır. Zira bilgiye ambardan  aşırılacak darı muamelesi yapılmıştır.</p>
<p>4-      <strong><em>Bilgi  dünyevileşmiştir.</em></strong> Böylece bilginin  aşkınla, yani Allah’la bağı koparılmıştır. Bilgi edinmek bir ‘iş’ ve ‘meslek’  haline gelmiştir. Oysa, Allah’la bağlantısı kurulan bir bilgiyi elde etmek  ibadettir. Bunun sonucunda bilgisi artanın erdemi, vicdanı, sabrı, ahlakı,  sorumluluk bilinci artmamakta, tersine azalmaktadır.</p>
<p>5-      <strong><em>Değersizleştiricidir.</em></strong> Varlık kategorilerini izah ederken her üst kategoriyi alt  kategoriye nisbetle açıklamaya çalışır. Mesela lahana büyüyen taş, köpek  havlayan lahana, insan konuşan hayvandır. Bu da insanın eşrefiyyetini yok ederek  istatistik bir varlığa indirgenmesine yol açar. Bu pozitivizmin ve materyalizmin  bilginin başına ördüğü çoraptır. Marx, Freud ve Darwin birer indirgeme  operatörüdür. İlki insanlık tarihini maddeye, ikincisi insan psikolojisini  şehvet güdüsüne (libido), üçüncüsü insan adlı şerefli varlığı maymuna  indirgemiştir.</p>
<p>6-      <strong><em>İnsanı her şeyin  ölçüsü olarak gören bir hümanizme dayanır.</em></strong> İnsanı her şeyin ölçüsü ilan etmek, aslında hiçbir şeyin  ölçüsünün olmadığını söylemekle eşdeğerdir. Zira bu, insanın beşeri arzu,  şehvet, içgüdü ve benliğini putlaştırmak, tanrılaştırmaktır. İnsana yapılacak en  büyük kötülük ona Tanrılık yakıştırmaktır. Bu insanı asla Tanrı yapmaz, fakat  kesinlikle insanlıktan çıkarır.</p>
<p>7-      <strong><em>Bilgi ahlakından  yoksundur.</em></strong> Eski Yunan’da ateşi  tanrılardan çalan Prometheus efsanesi, Pavlusyen Hıristiyanlık tarafından  Âdem’in cennetten kovuluşuna uyarlanmıştır. İnsanoğlu bilgiyi tanrıdan  aşırabiliyorsa, eşyadan ve tabiattan zorla ve işkence ederek almasında ne beis  olabilir? Bu yamuk tasavvur, bilgiyi insanın Tanrı’ya karşı rekabet ve  “özgürleşme/bağımsızlaşma” aracı olarak görmesi sonucunu doğurmuştur. Bugün  dünyayı tabii felaketlerin eşiğine getiren sebepler zincirinin arkasında yatan  tasavvur budur.</p>
<p>8-      <strong><em>Rekabetçi ve  yarışmacıdır.</em></strong> “Ben çaldım, sen de git  çal” mantığı hâkimdir. Rekabetçilik giderek aracı bilgi olan bir savaşa  dönüşmüştür. Bilgi bu savaşın silahları, bilginler bu savaşın  tezgahlayıcılarıdır. “Bilgi toplumu” adı altında kutsanan rekabettir. Rekabet  ile hasımlık arasındaki hassas çizgi her an ihlal edilmeye  hazırdır.</p>
<p>9-      <strong><em>Tekelcidir.</em></strong> Bilenin ahlakı bilgisine paralel artmadığı için, bilen bilgiyi tanrılaşmak için  kullanır. Böylece bilgi masum bir “bilgi” olmaktan çıkıp dogma haline gelmekte,  bilim dinine dönüşmektedir. Bu yönelişin tipik örneklerinden biri “Bilim Dini”  diye bir din icat eden Auguste Comt’tur. O, <strong><em>Pozitivizm Dini</em></strong> adlı eserinde bilimi  temsilen 23 yaşındaki genç bir kıza tapınmayı önerecek kadar kendinden geçmişti.</p>
<p>10-  <strong><em>Bölücüdür.</em></strong> Okula,  ekole dayanır. Bizse camiye dayanırız. Okul, bir fikrin diğerlerine karşı  savunulduğu mekân, toplum, tarz ve usuldür. Cami ise toplayandır.</p>
<p>11-  <strong><em>Hayatı  kompartımanlara ayırır.</em></strong> Oysa bizde  hayat ırmak gibidir. Bir su ancak denize katılarak sadık kalır, yatağına dönerek  değil. Batı’da bebeklik, çocukluk, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık hepsi ayrı  kompartımanlardır, materyalleri de ayrıdır. Bizde bu bir bütündür. Bu yüzden  batıda tecrübe sıfırlanmıştır. Hep gençliğe oynar. Çünkü istismarcıdır. Bilgi ve  okul manipüle etmek için kullanılır. Çünkü kişinin nefsine yenilmeye en  elverişli olduğu dönem gençliktir. Eğitmek için değil, azgınlaştırmak ve  ticarete elverişli hale getirmek için gencin bedenini ve beşer yönünü istismar  eder.</p>
<p>12-  <strong><em>Siyasi istismara  açıktır.</em></strong> Batı bin pareye bölünmüş  kendi bünyesini okulla birleştirip bütünleştirirken, doğuyu okulla paramparça  edip dağıtmıştır. Ortaçağda bizdeki her bir siyasi birime karşılık onların iki  yüz birimi vardı. 200 yıl sonra durum tersine döndü. Okulun siyasi istismar için  kullanılışına Beyrut Amerikan Üniversitesi tarihi tipik bir örnektir. Yine  1870-1900 arasında Anadolu’yu bıtırak gibi kaplayan ve toplam sayısı 435’i bulan  <strong>Anadolu’daki Amerikan Misyoner  Okulları</strong> (American Board of Comissioners for Foreign Mission) bunun  ibretamiz örneğidir.</p>
<p>13-  <strong><em>Tektipleştiricidir</em></strong>. Ulus devlete hizmet ettiği için farklılıkları tehdit  olarak görür, zekâları eşitlemeye çalışır. Her bir insanın biricik ve  orijinalliği üzerine değil, farklılıkların tektipleştirilmesi düşüncesine  dayanır. Sonuçta okullar, korkunç bir zekâ israfına yol açar ve entelektüel  soykırım arenasına dönüşür.</p>
<p>14-  <strong><em>Bilmişlik  durumunu yaşanmışlık durumuna önceler.</em></strong> Anneliğin bilgisini anneliğin kendisine, erdemin bilgisine erdemli olmaya,  hikmetin bilgisini hikmetli davranmaya önceler.</p>
<p>15-  <strong><em>Bireyleştirici ve  başarı odaklıdır.</em></strong> Bu sistemde bireyin  bilgisi artıkça bencilliği de artar. Bilgi erdemi değil, egoyu büyütür. Ve bilgi  bir tahakküm aracına dönüşür. Başarı odaklı eğitim, “kazan da nasıl kazanırsan  kazan” düşüncesini meşrulaştırır. Başarı tapınılan bir put haline geldiği için,  kimse elde edilen başarının ödenen maliyeti karşılayıp karşılamadığını  hesaplamaya yanaşmaz. Bu ise bir başarı için bin iyiliğin feda edilmesine zemin  hazırlar.</p>
<p>16-  <strong><em>Görsel ve  görselleştiricidir. </em></strong>Görünürlük her  şeyin önündedir. Bir şeyin nasıl olduğundan çok nasıl göründüğüne odaklanır. İyi  görünmek iyi olmaya öncelenir. Sonuçta bu sestim manevi duyuları yok saymış,  maddi duyuları da göze indirgemiştir. Bu, gözümüzü açmamış, aksine gözü bozmuş,  kulağı da bitirmiştir. Modern eğitim dinlemeyi işbu sayede unutturmuş, böylece  sözün değeri de düşmüştür. Sözden boşalan yeri güç ile doldurmaya yeltenmiştir.  Bunun en vahim sonucu kulağın bitiyor oluşudur.</p>
<p>17-  <strong><em>Kalpsizdir.</em></strong> Sonuçta, kalpsiz akletmeye kalkıştığı için sadece akılcı olabilmiştir.  Muhatabını önce bilgiç’e, sonra kendini bilmeze  dönüştürmüştür.</p>
<p>18-  <strong><em>Tanıyıcı değil  tanımlayıcıdır.</em></strong> Tanımak için, merak  gerekir. Tanımak için, farklılığın peşinen kabulü gerekir. Farklılığı peşinen  kabul etmeyen bir tasavvur tanımak yerine tanımlamaya kalkışacaktır. Tanımlayan  kendini özne görüp karşısındakini nesneleştirir. Bu durumda diyalog zayıflar,  tanımlayanın tanımlanana üstünlüğü gündeme gelir.</p>
<p align="center"><strong>ıı – yeni bir eğitim modelinin  üzerinde yükseleceği esaslar*</strong></p>
<p>1.       <strong><em>Değer odaklı  olmalıdır, fiyat odaklı değil</em></strong><em>.</em> Bunun için de bilginin sadece “bilişsel” (kognitif) veya  “inşa edici (konstrüktif) yanını değil, ontolojik olduğunu itiraf etmelidir.  Unutulmamalı ki vücut mevcuttan önce gelir.</p>
<p>2.       <strong><em>Çift dünyalı  olmalıdır</em></strong><em>.</em> Bilgiye ambardan  aşırılacak darı muamelesi yapmak yerine hesabı sorulacak/verilecek bir emanet  olarak bakmalıdır. Böyle bir paradigma bilgi stokçuluğunu ve hırsızlığını mubah  göremez.</p>
<p>3.       <strong><em>Bilgi, bilinen ve  bilenin/Alim, malum ve talibin arası açılmamalıdır.</em></strong> Bilgi elde etme sadece öğretime indirgenmez, eğitim ayağı  da en az öğretim ayağı kadar önemsenir.</p>
<p>4.       <strong><em>Merhamet ve  şefkat temelinde yükselmelidir.</em></strong> Tıpkı  Rahman suresinin girişinde işaret buyurulduğu gibi temeli şefkat, merhamet ve  muhabbete dayanmalıdır.</p>
<p>5.       <strong><em>İlmin el-Alim  tarafından bahşedilmiş bir emanet olduğu unutulmamalıdır.</em></strong> İlmin bir mevhibe-i ilahiye oluşunu peşinen kabul  etmelidir. Talimu’l-Esma bunu ifade eder.</p>
<p>6.       <strong><em>İnsanlığın  değişmez değerlerinden neş’et etmelidir.</em></strong> Fiyatları değil değerleri artırmayı hedeflemelidir. Bilgi  ölçme ve değerlendirme sadece “rakamlara”, sınav sadece “test”e indirgenmemeli,  bilginin sahibine yüklediği ahlak, erdem ve sorumluluk bilinci ölçme ve  değerlendirmede ilk sırayı almalıdır.</p>
<p><strong><em>7. </em></strong><strong><em>İnsanı tanrıyla  savaşan bir “hırsız” olarak değil “şeref” ve keramet” sahibi bir şaheser olarak  tanımlamalıdır. </em></strong></p>
<p>8.       <strong><em>Ahlaktan bilgiye  doğru bir seyir izlemelidir</em></strong><em>.</em> Bilgiyi ne sebep ne sonuç, sadece “iyi, doğru, hak ve  güzel” olanı bulmak için elverişli bir “araç” bilmelidir.</p>
<p>9.       <strong><em>Paylaşımcı  olmalıdır</em></strong><em>.</em> Zira bilgi bir  emanettir her emanet gibi hesabı sorulacaktır. Bilginin de zekatı ve sadakası  vardır.</p>
<p>10.   <strong><em>Parçalayıcı değil  bütünleştirici (cami) olmalıdır.</em></strong> Ötekini tanımlayıcı değil tanıyıcı olmalıdır. Hem her şeyin her şeyle  bağlantısını, hem sebeplerle sonuçlar arasındaki bağlantıyı, hem var edenle  varlık arasındaki bağlantıyı öğretmeyi hedeflemelidir.</p>
<p>11.   <strong><em>Bilgi bir ibadet  olarak kabul edilmelidir</em></strong><em>.</em> Hiçbir örgütlü gücün ideolojik aygıtı olarak  kullanılmasına izin verilmemelidir. Eğitimin en yüksek amacı hakikati bilmek  olmalıdır.</p>
<p>12.   <strong><em>Her insan tekinin  benzersizliğini peşinen kabullenmelidir.</em></strong> Birey değil şahsiyet odaklı olmalıdır. Farklı zekalara,  mizaçlara, yeteneklere saygı göstermelidir. Bunun için de fıtratı tahrip eden,  yeteneği körelten, mizacı yok sayan her türlü müdahaleden uzak durmalıdır.  Varolan yeteneği olgunlaştırma, eğitme, kışkırtma ve tekamül ettirmeyi  amaçlamalıdır.</p>
<p><em>13. </em><strong><em>Tecrübeye  bilginin en değerli katmanı olarak saygı duymalıdır</em></strong><em>.</em><strong> </strong>Geçmişin usulünü almalı ve geleceğe  uzanmalıdır. Önceki nesillerin tecrübesinden bağımsız bir eğitim ne kadar  yanlışsa, tamamen eskinin kalıplarına mahkum olmak da o kadar yanlıştır. Bugünü  anlamak için dünden yola çıkmalı, mazi-Hal ve istikbali birlikte  kucaklamalıdır.<em></em></p>
<p>14.   <strong><em>Dinlemeye dayalı  olmalıdır</em></strong><em>.</em> Kulağı en az göz  kadar kullanan, sözü ait olduğu müstesna yere koyan bir model  olmalıdır.</p>
<p>15.   <strong><em>Öğrenen</em></strong><em>-<strong>öğreten</strong> <strong>ilişkisine dayalı  olmalıdır.</strong></em> Kitabı bile hocadan  okumalıdır. Öğreten yılların birikimi olan bilgi ve tecrübe evreni içerisinde  öğrenciyi eğitir. Bakış, duyuş ve algı biçimini/yöntemini öğrenciye yaşatarak  öğretir.</p>
<p>16.   <strong><em>Özgürlükçü ve hür  düşünceye dayanmalıdır. </em></strong>Özgürlüğün  olmadığı yerde ilim ve fikir hareketi olmaz. Özgür irade kullanılamaz ise  şahsiyet de gelişmez. Dolayısıyla her ilim talibi için ahlak ve saygı zemininde  sınırlama olmadan irade beyanı kaçınılmazdır. Aksi durumda, düşünemeyen ve  üretemeyen insan tipine mahkum olunur.</p>
<p>17.   <strong><em>Süreklilik esas  olmalıdır.</em> </strong>Her disiplin zamanla tekamül ederek gelişir. Usule bağlı  kalınarak zamanın ruhuna ve yeni ihtiyaçlara göre eğitimin, ilmi ve fikri  üretimi sürgit devam eder. Yeni imkan ve sorunları dikkate alarak kendisini  yeniler.</p>
<p>18.   <strong><em>Zamanın meşru  olan tüm yöntemlerini kullanmalıdır</em></strong><em>.</em> Gelişmeler karşısında savunmacı ve içe kapanarak geri  çekilme yerine, aktif ve aksiyoner bir tutumu esas almalıdır. Yeni icad edilen  iletişim araçlarından da gerekli ölçüde yararlanmayı  bilmelidir.</p>
<p>*Yayınlanmadan önce  sunumu yapılan bu metnin olgunlaşmasındaki katkılarından dolayı sevgili Adnan  İnanç kardeşime teşekkür ederim.</p>
<p>Mustafa İslamoğlu <span style="font-size: 9pt; font-family: Tahoma;"><span style="font-size: 9pt; font-weight: 700; font-style: italic; font-family: Arial;"><strong>03/10/2009 &#8211; 09:56</strong></span></span></p>
<p>http://www.mustafaislamoglu.com/yazidetay.php?Yazi_id=1963&#038;yazar=28</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2010/01/11/modern-egitimin-yanlislari-ve-yeni-bir-modelin-esaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah insanı adam yerine koyuyor da kullara ne oluyor?</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/09/05/allah-insani-adam-yerine-koyuyor-da-kullara-ne-oluyor/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/09/05/allah-insani-adam-yerine-koyuyor-da-kullara-ne-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 09:28:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[Allah insanı adam yerine koyuyor da kullara ne oluyor? Fatih daha yirmi bir yaşında bir delikanlı iken, çağ açıp çağ kapatmayı, İstanbul’u fethetmeyi, gemileri karadan yürütmeyi nasıl başardı? Bir eğitimci olarak bu sorunun cevabını çok düşündüm. Bu kadar genç yaşta bu kadar büyük başarılar elde etmeyi nasıl başardı Sultan Fatih? Anne babası ve hocaları onu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah insanı adam yerine koyuyor da kullara ne oluyor?</p>
<p>Fatih daha yirmi bir yaşında bir delikanlı iken, çağ açıp çağ kapatmayı, İstanbul’u fethetmeyi, gemileri karadan yürütmeyi nasıl başardı?</p>
<p>Bir eğitimci olarak bu sorunun cevabını çok düşündüm. Bu kadar genç yaşta bu kadar büyük başarılar elde etmeyi nasıl başardı Sultan Fatih? Anne babası ve hocaları onu bu kadar iyi yetiştirmeyi nasıl başardı? Ellerinde sihirli bir değnek mi vardı?</p>
<p>Yirmili yaşlardaki gençlerimizi (gençliğimizi) düşünüyorum. Bu yaşlardaki gençlerimiz ya Üniversiteye hazırlanıyorlar, ya askerde oluyorlar, ya da üniversitede okuyorlar. Bir kısmı da askerliği tecil etmek için veya okumayı dışardan da olsa sürdürebilmek için açık öğretim fakültesinde okuyorlar.</p>
<p>Sorun gençlerin mayasında mı yoksa onları yetiştirmek gibi büyük bir sorumluluğu olan biz büyükler de mi?</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed’in hayatını okurken en çok dikkatimi çeken olaylardan bir tanesi de, babası tarafından daha on dört yaşında tahta oturtulmasıdır. Daha çocuk yaşta bir insanı niçin tahta geçirirler? Koca devleti bir çocuğun omuzlarına yüklemek çok anlamsız geliyor ilk bakışta.</p>
<p>Evladına, daha on dört yaşında olduğu halde, “bir devleti yönetebilecek kadar iyi yetiştin sen!” mesajını veren bir babanın oğlunun, çağ açıp çağ kapatabilmesine şaşırmamak lazım.</p>
<p>İyi yetişmiş bir evlat ve padişah olduğunun en büyük ispatlarından birisi de, babasını tahtın başına çağırırken kullandığı cümledir. “Eğer ben padişahsam, emrediyorum! Ordunun başına geç! Eğer sen padişahsan, zaten görevin bu! Ordunun başına geç!”</p>
<p>Benim derdim, zaten tüm dünyanın hayran olduğu, Peygamber müjdesine mazhar olmuş bir padişahın hayatından kesitler sunmak değil.<br />
Biz yetişkinler gençlerimizi ne kadar adam yerine koyuyoruz?<br />
Bu ülkede kaç tane baba, yeni bir yatırım yaparken on dört yaşında oğlunun fikrini alarak onu adam yerine koyar?<br />
Bu ülkede kaç tane anne, evine yeni bir eşya alırken daha on dört yaşında olan kızının fikrini alarak onu adam yerine koyar?<br />
Bu ülkede kaç tane öğretmen, daha liseye başlamamış öğrencilere kendilerinin artık yetişkin bir birey olduğu bilincini vermemiz gerektiğinin bilincindedir?<br />
Bu ülkede kaç tane eğitimci bu gerçeklerin farkında olmanın yetmediğini, bu gerçekleri sadece öğrenciye anlatmanın da sorunları çözmediğini, anne ve babalara da bu gerçekleri anlatmak zorunda olduğumuzu düşünür?</p>
<p>Tayların yetişmesi<br />
Çocukluğu ve gençliği köyde geçmiş biri değilim. Sadece yazları birkaç haftalığına köyde kalırdık. Ancak köylerde tayları nasıl yetiştirdiklerini, tavukların civcivlerini yanlarından niçin uzaklaştırdıklarını rahmetli dedemden dinlemiştim.<br />
Bir eğitimci olunca da geçmişteki hatırlarınızın büyük bir kısmı “eğitime bakışınızı” yönlendiriyor.<br />
Hala annesinin peşinde gezen tayların, birkaç aylık olduktan sonra, sahibi tarafından sırtına boş bir sepet asılır. Yük taşımaya alışmaları için her hafta sepetin içine biraz daha ağır yük konur. Hiçbir yük olmasa dahi haftada bir sepetlerin içine birer taş daha atılarak tayın yükü artırılır. Tay’ın sahibi bilir ki hiç yük taşıtmadan büyütülen taylar at olunca da tay gibi güçsüz kalır.<br />
Yirmi yaşını geçtiği halde hala çocuk gibi davranan gençlerin anne ve babalarının (sahiplerinin) yapmış olduğu en büyük hatalardan birisi de budur.</p>
<p>Civciv tavuk olmaya başladığını anlamalı.<br />
Evlatlarını koruma konusunda tüm canlılar fedakarlık yaparlar. Ancak çok bilinenlerden bir tanesi de tavukların civcivlerini koruma mücadelesidir. “Korkak tavuk!” gibi korkaklıkla anılma sıfatını üzerinde taşıyan( ,) dünyanın en korkak varlıklarından kabul edilen tavuk bile, etrafında civcivleri varken aslan kesilir. Kimse kendisine ve civcivlerine yaklaşamaz.<br />
Evlatlarını, yani civcivlerini bu kadar çok seviyor olmasına rağmen, civcivler biraz büyünce anne tavuk tarafından yanlarından uzaklaştırılır. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrensinler diye anne tavuk civcivlerini kanatlarıyla yanından uzaklaştırmaya başlar.<br />
Anne tavuk bunu yapmamış olsa, tavuk kadar boyu olmasına rağmen, civciv gibi davranan tavuklar yetiştirmiş olur.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Bir genci ne zaman adam yerine koymak lazım?<br />
Bu sorunun cevabını bir eğitimci olarak benim, ya da bir psikologun vermesine itiraz edebilirsiniz. Ancak bu sorunun cevabını Allah (c.c) verirse herkes susmak zorundadır.<br />
Soruyu, “Allah insanı ne zaman adam yerine koyuyor?” şeklinde sormakta fayda var. Cevabı çok basit… “Buluğ çağı” veya “Ergenlik dönemi” dediğimiz dönemden itibaren Allah insanı mükellef yapıyor, yani adam yerine koyuyor.</p>
<p>Ne garip değil mi?<br />
Allah insanı adam yerine koyuyor da anne babası yada öğretmeni adam yerine koymuyor.<br />
Bizim adam yerine koymadığımız evladımızı başkaları niçin adam yerine koysun?<br />
Bizim adam yerine koymadığımız öğrencilerimizi başkaları niçin adam yerine koysun?<br />
Bizim adam yerine koymadığımız gençlerimizi başkaları niçin adam yerine koysun?</p>
<p>Alıntı :<br />
Sait ÇAMLICA<br />
Eğitimci – Yazar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/09/05/allah-insani-adam-yerine-koyuyor-da-kullara-ne-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigarayı Bırakmanın Tam Zamanı: Ramazan</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/08/25/sigarayi-birakmanin-tam-zamani-ramazan/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/08/25/sigarayi-birakmanin-tam-zamani-ramazan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 12:22:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazdıklarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Hepimiz için farklı anlamlar ifade eden Ramazan-ı Şerif ayına birkez daha kavuşmak nasip oldu. Öyle ki Allah-ü Tealanın bizlere bizler için ikram ettiği Oruç nimeti var bu ayda. Oruç neden var? Neden başka bir ay değil de Ramazan’da tutuluyor? Oruç tutunca ne kazanıyoruz? Aç kalmak susuz kalmak neyin çaresi olsa gerek? Gibi aklımızı zihnimizi terleterek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><img class="alignnone" title="Sigara" src="http://www.sigarator.biz/wp-content/uploads/2009/08/sigara1-300x256.jpg" alt="" width="422" height="360" /></p>
<p>Hepimiz  için farklı anlamlar ifade eden Ramazan-ı Şerif ayına birkez daha  kavuşmak nasip oldu. Öyle ki Allah-ü Tealanın bizlere bizler için ikram  ettiği Oruç nimeti var bu ayda. Oruç neden var? Neden başka bir ay değil  de Ramazan’da tutuluyor? Oruç tutunca ne kazanıyoruz? Aç kalmak susuz  kalmak neyin çaresi olsa gerek? Gibi aklımızı zihnimizi terleterek  sormamız gereken bu sorulara cevap bulmak bizi olayın manasına daha da  yaklaştıracaktır.</p>
<p>Ramazan  ayının öncelikle Kuran’ın doğum ayı olmasına dikkat çekmek gerekir.  Ramazan’ı Ramazan yapan da bu özelliğidir. Peki aynı aya orucu veren  Rabbimizin muradı nedir?</p>
<p>Mü’min  biri için özgürlüğü tanımlamak batı kültüründekinden çok farklıdır.  Batı yiyebildiği gezebildiği tüm sınırsızlıklara özgürlük adını  vermiştir. Bizde ise tam tersidir. Nefsin bedenin her isteği bizi biraz  daha köleleştirmektedir. Öyle ki nefsinin arzularını en az karşılayan  kimse o derece fazla özgürleşmiş demektir. Çünkü insan diğer  yaratılmışlardan farklı olarak düşünme eylemi gerçekleştirmek zorunda  olup bu eylemi akleden bir kalp ile tefekkür ederek ve olayları çok  boyutlu değerlendirerek yapabilmektedir. Sınırsız yemek ve içmek, çok  uyumak vs.. gibi nefsani istekler bu aklın örtülmesinde son derece  etkilidir. İnsan aklını ve kalbini kullanamaz hale geldiğinde ise  hayvanlardan farksızlaşmaya ve sadece yeme içme dinlenme döngüsüyle (ne  kadar da yaşamak densede) yaşamaya devam etmektedir. Amacına uygun  kullanılmamış olan bu tip insan ise dünyaya yük olmaktan kendine ve  insanlara zulüm etme kervanına katılmaktan kaçamaz.</p>
<p>Gelelim  özgürlüğümüzü bir pranga gibi engelleyen, elimizin kelepçesi,  irademizin zayıf yönünü çok seven, biyolojimizi alt üst eden, nefsimizin  aşığı, şeytanın elimize verdiği cihazı olan konu başlığımız <em>sigara</em>’ya.</p>
<p>Aşağı  yukarı 15 saat gibi bir süreyi oruçlu geçirmemiz günlük hayatta çok zor  yapabileceğimiz perhizlerin yapılabileceği muhteşem bir fırsat. Hafif  yada ileri derece herhangi bir sigara bağımlısına 15 saat içme deseniz  durduramazsınız. Ama Oruç durduruyor. Tam bu noktada sigara köleliğinden  kurtulmak isteyen bir bağımlı kardeşim, “Beni ben durduramıyorum ama  Oruç durdurdu, Bende birazcık destek olursam bu işten kurtulurum”  demesi, bir adımda kendi atması sayesinde özgürlük yolunda ilerlemeye  başlamış demektir. <a href="http://www.sigaraninzararlari.org/">Sigaranın zararlarını</a> anlatmaya kalmayacağım şimdi ki herkes gayet iyi biliyor. Fakat birçoğumuzun bilmediği bir gerçek var. Vücudumuzun yalanları.</p>
<p>Düşündüğümüz  her şeyin bizim kendi irademizle gerçekleştiğine, içinde bulunduğumuz  ruh hali ve duygunun kendi kendimizin yaptığına inanıyorsak bir noktada  yanılmış oluruz. Vücut insana yalan söyler mi? Söyler efendim. Nasıl mı?</p>
<p>Hormonal  denge insanın duygu ve düşünce yapısını etkileyen birinci unsur.  Örneğin Kortizon tedavisi gören insanlarda uykuya geçişteki agresiflik  ve öfkeden söz edilir. Normalde okadar öfkeli olmayan birinin sizi  öldürecek gibi kızdığını görebilirsiniz. Hormon dengesi bozulmuşsa duygu  ve düşüncelerde normal değildir. Haline kendi de inanmaya başlamıştır.</p>
<p>Mesela  “limon” kelimesini duyunca insanın tükrük salgı bezleri çalışır. İlk  bakışta ses dalgasının tükrük sıvısına nasıl dönüştüğüne inanamazsınız  fakat limon dedikçe tükrük artar.</p>
<p>Bütün  bunlar bize şunu verir. Beynimiz ne sinyali üretirse onu gerçek  zannederiz. Sigara içen bir vücutta nikotinin sonucu olarak dengeleri  sağlamak için o nesneyi isteyecek ve beyne sinyal gönderecektir. Beyinde  bunu gerçek bir duygu gibi ruhumuza yansıtacaktır.</p>
<p>Sigara içen birinin kendine söylediği yalanlara bakacak olursak;</p>
<p>- (Sahurda) Akşama kadar içemiyeceğim, 15 saat. Kesin içmem lazım çok rahatsız eder.</p>
<p>- Birtane belki yetmez iki üç tane içeyim zaten gün içinde içmeyeceğim daha rahat geçsin.</p>
<p>- (iftarda) Okadar gün sabrettik birtane hak ettik.</p>
<p>- İçmezsem çok baş ağrısı çekerim. Değmez şimdi.</p>
<p>- Zaten ramazanda çok azalttım. Bir akşam bir sabah bari dokunmayın.</p>
<p>Gibi vs.. birçok bahanelerle  bırakmak istemez insan. Halbuki biyolojik yalanlarına kendi irade ve  aklıyla destek olmuştur. Velhasıl özgür aklı beden sinyallerinin kölesi  olmuştur. Ve mutludur.</p>
<p><strong>NEDEN RAHATLARIZ?.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>İftarda içilen bir sigara bizi neden rahatlatır? Yada gündüz içilmeyen sigara neden rahatsız eder? Sigara insülin direncini arttırır, kan şekerini yükseltir.  Yani yediğimiz her şekerin vücudumuzu şekere boğup zehirlememesi için  insülin hormonu salgılanıp şeker yok edilir. Sigara içenlerde salgılanan  insülinin şekere dur diyeceği eşik değişir ve gerektiği zaman dur demez  ve kan şekeri yükselir. Titreme, başa çöken koca bir ağrı gibi  sonuçlarla bu durum dışa vurur. Tabi bunun dışında tıbben çok fazla  hadise olur ki benim anlatmaya pek ilmimde yok.</p>
<p>Peki bırakırsak ne kaybederiz, neler çekeriz?</p>
<p><strong>Nikotin eksikliği sebebiyle şu durumlar görülebilir:</strong><br />
Depresyon, sinir bozukluğu, kızgınlık, hassasiyet, uyuma güçlüğü,  konsantrasyon bozukluğu, başağrısı, yorgunluk, iştah artışı. Bu durumlar  kişiyi yeniden sigaraya başlamaya sevkeder, çünkü nikotin seviyesi eski  düzeye çıkınca durum kaybolur. Bu sonuçlar son sigaranızdan sonra <strong>48 ila 72 </strong>Saat içerisinde <strong>doruğa</strong> çıkacaktır. Daha sonra azalarak birkaç Gün ila birkaç hafta sürebilir.</p>
<p><strong>SONUÇ OLARAK;</strong></p>
<p>Bu  Ramazan’ı bir fırsat bilip bir plan dahilinde şu sigaradan  vazgeçebilir, kendinize Allah’ın emri olan orucun da desteğiyle bir  iyilik yapabilirsiniz. Yapmanız gereken dünyaya bu ihtiyaçla  doğmadığınızı hatırlayıp vücudunuzun yalancı sinyallerine aldırmadan  özellikle 24-72 saatinizi çevrenizdekilerden de destek vermelerini  isteyerek kazasız belasız atlatmak ve en geç 10-15 gün içinde de  rahatladığınızı görerek keyfini çıkarmanız olacaktır. Bu isteğimiz  geldiğinde ise kuruyemiş gibi elimizi boş bırakmayacak yiyecekler tercih  edebilir aynı zamanda da kan şekeri dengemizi koruyabiliriz.</p>
<p>Kendinizi  yaşınız ne olursa olsun bir onkoloji servisinde ağzınıza lokma  koymaksızın, perişan olmuş, içiniz dışınıza çıkmış ve bilmem ne  kanserinden dolayı ölümü bekler halde bulmak, birkaç günlük sıkıntıdan  daha iyi değildir.</p>
<p><em>(Onkoloji  servislerini merak edenler bulunduğu ile en yakın hastaneye gidip;  genciyle yaşlısıyla hasta dolu olduğunu görebilirler.)</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p>Allah insana verdiği akıl ve iradeyle en büyük imkan ve yardımı peşin vermiştir fakat yinede Allah yardımcınız olsun.</p>
<p><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/08/25/sigarayi-birakmanin-tam-zamani-ramazan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müminin ferasetinden niçin korkulur?</title>
		<link>http://www.hakanatceken.net/2009/04/08/muminin-ferasetinden-nicin-korkulur/</link>
		<comments>http://www.hakanatceken.net/2009/04/08/muminin-ferasetinden-nicin-korkulur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 07:57:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Feraset]]></category>
		<category><![CDATA[Firaset]]></category>
		<category><![CDATA[Müminin feraseti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakanatceken.net/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Feraset, mü’minlere Allah’ın bir lutfudur. Ama nasıl mü’minlere? Hakk’ın yoluna gönül koymuş, haramlara gönlünü kapamış, hayatına ve hizmetine Hak rızasını koymuş gönül erlerine. Onları aldatmak pek zordur. Düşünce ve tasavvurda zenginlik, muhakemede tutarlılık, varlığın perde arkasına muttali olma ve basiretli davranma diyebileceğimiz feraset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucub gibi manevî hastalıklardan temizleyip, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Feraset, mü’minlere Allah’ın bir lutfudur. Ama nasıl mü’minlere? Hakk’ın yoluna gönül koymuş, haramlara gönlünü kapamış, hayatına ve hizmetine Hak rızasını koymuş gönül erlerine. Onları aldatmak pek zordur.</p>
<p>Düşünce ve tasavvurda zenginlik, muhakemede tutarlılık, varlığın perde arkasına muttali olma ve basiretli davranma diyebileceğimiz feraset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucub gibi manevî hastalıklardan temizleyip, imân, marifet, muhabbet ve aşk u şevkle bezemesi sayesinde Allah’ın, onun içine attığı öyle bir nurdur ki, ona mazhar olan fert, ferdîleşir, duyuş ve sezişleriyle derinleşir; hatta başkalarının gönüllerindeki sırlara aşina olup, simaların arkasındaki gerçekleri görebilir.. ve tabiî, eşyanın perde arkasına uyanabildiği ölçüde, Hazret-i Allâmü’l-Guyûb’un parlak bir aynası haline gelebilir&#8230; Bu mânâdaki ferasete işaret sadedinde, gayb ve şehadetin fasih lisanı Rûh-i Seyyidi’l-Enâm, “Mü’minin feraseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsirü’l-Kur’an 15) buyurur.<br />
<span id="more-40"></span><br />
Ebu Saidi’l-Harrâz: “Feraset ziyâsıyla temâşâ eden, Hak nazarıyla bakmış sayılır.” der.</p>
<p>Vâsıtî; “Feraset kalbte şimşek gibi çakıp, mukayyet bütün gayb âlemlerini aydınlatan ve insanoğlunu, topyekün varlığı, olduğu gibi görüp değerlendirme seviyesine yükselten ledünnî bir şuâdır.” tesbitinde bulunur.</p>
<p>Dârânî; “Feraset, nefsin derinliklerinin keşfi ve gaybın ayan, pinhânın da nihân olmasıdır.” yorumuyla yaklaşır konuya.</p>
<p>Şah-ı Kirmânî; “İnsan, haramlara karşı gözünü kapar, şehevânî duygulardan elini-eteğini çeker; iç dünyasını murakabe ile, dış âlemini de sünnet-i seniyyenin ihyasıyla onarır ve her zaman helal dairesinde kalabilirse, böyle biri ferasetinde asla yanılmaz.” hatırlatmasını yapar.</p>
<p>Bunların hemen hepsi de, imân sayesinde inkişaf eden ferasetlerdir.. ve bunlarda yanılma payı da oldukça azdır. Gördüren O ve gören gözler de O’ndansa niye yanılsınlar ki!..<br />
Allah Rasûlü’nün, şahısları çok iyi tanıyıp, herkesi yerli yerinde istihdâmında, Rabb’inin O’na bu tür ihsanı söz konusu olduğu gibi, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin kerâmetvârî pek çok tesbit, teşhis ve takdirlerinde de aynı ikram-ı ilahî bahis mevzuudur..<br />
Ve o hususlarla alâkalı ferasetleri ifade etmek için kocaman mücelletler ister.</p>
<p>***</p>
<p>FERASET İLAHİ HEDİYEDİR</p>
<p>Feraset, ister yukarıdaki tarif ve izahlar çerçevesinde kalbin, Hazret-i Allâmü’l-Guyûb’un ilim ve füyûzâtına açılması ve bu mazhariyete erenlerin, görüş, düşünce, karar ve hükümlerinde isabet kaydetmeleri şeklindeki yorumu ile; ister, bilgi birikimi, tecrübe, mümarese, sezi enginliği ve karakter bilgilerini değerlendirerek elde edilen neticeleriyle olsun, o tamamen bir mevhibe-i ilâhiyedir.. ve bu ilahî mevhibeden en çok hissemend olanlar da, hiç şüphesiz -derecesine göre- evliyâ, asfiyâ ve enbiyâdır. Bunlar arasında ufuk feraset ise, heykel-i akl-ı evvel Hazret-i Seyyidi’l-Enbiyadır ki; Allah: “Keskin nazar feraset erbabı için elbette bunda ibretler vardır” (Hicr, 75) beyanıyla, umum basiret, his ve idrak insanlarına işaret buyurmasına mukabil, “Dileseydik onları sana (oldukları gibi) gösteriverirdik de simalarından hepsini tanır ve hepsini konuşma üsluplarından anlardın” (Muhammed, 30) ferman-ı samedânisiyle o zirveler zirvesi Feraset insanının açık farkına îmâda bulunmaktadır&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Feraset ve iman<br />
Feraset, hadiselere ve eşyaya iman nuruyla bakmak, perde arkasındaki gerçekleri görüp hissedebilmek demektir. Rabbimiz, “Ey iman edenler, eğer Allah’a karşı hep takva dairesi içinde bulunursanız, O size hakkı batıldan ayıracak bir kabiliyet (furkan) verir.” (Enfâl, 29) buyurmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakanatceken.net/2009/04/08/muminin-ferasetinden-nicin-korkulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

